<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Theo&#8217;nun Hatırlattıkları. yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/</link>
	<description></description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 08:25:13 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
		<item>
		<title>Duygu Tütüncüoğulları tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-5772</link>
		<dc:creator>Duygu Tütüncüoğulları</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2008 21:00:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-5772</guid>
		<description>ne güzel istisnalar var hayatta onlardan biri olmayı başarmayı dilemek ise dünyanın en saçma dileği olsa gerek, o özgürlük, cesaret ve iyimserlik doğuştan varolan bir erdem.. yaşanılmışlıklar köreltse de arada, içinde tohumu var bu güzelliğin üç dakika çiselese yağmur illa ki filizlenir bir yerlerden...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ne güzel istisnalar var hayatta onlardan biri olmayı başarmayı dilemek ise dünyanın en saçma dileği olsa gerek, o özgürlük, cesaret ve iyimserlik doğuştan varolan bir erdem.. yaşanılmışlıklar köreltse de arada, içinde tohumu var bu güzelliğin üç dakika çiselese yağmur illa ki filizlenir bir yerlerden&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>fatma tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-4038</link>
		<dc:creator>fatma</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 19:40:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-4038</guid>
		<description>Theo'yu sanirim cok iyi anliyorum.

insanlarin kucuk mutluluklari olmali.. ucuz siradan mutluluklar bilirsiniz; parkta cekirdek citlatmak gibi mesela ama cok fazla olmali. o zaman hepsi birlesip senin hayatini yani mutlulugunu olusturmali. sen buna izin vermelisin.

kimse senin parkta cekirdek citlatmana karisamaz degil mi:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Theo&#8217;yu sanirim cok iyi anliyorum.</p>
<p>insanlarin kucuk mutluluklari olmali.. ucuz siradan mutluluklar bilirsiniz; parkta cekirdek citlatmak gibi mesela ama cok fazla olmali. o zaman hepsi birlesip senin hayatini yani mutlulugunu olusturmali. sen buna izin vermelisin.</p>
<p>kimse senin parkta cekirdek citlatmana karisamaz degil mi:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Adil Araboğlu tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-4003</link>
		<dc:creator>Adil Araboğlu</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 13:16:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-4003</guid>
		<description>&lt;strong&gt;Theo harika ama sen de bir harikasın Tunc, &lt;/strong&gt;
Kutlamaları Katalanya'da yapıyorsun, sesssssizce...

Trafik, insanlar, düzen hakkında ben de bir şey söylemek istiyorum.

1984 yılında, yani 24 yıl önce Madrid, Barcelona, İstanbul'dan kötüydü.
Para Tunc, para, o günkü adıyla A.T.'na girdikleri ilk yıl 32 Milyar dolar almışlar, diğerlerinin seviyesine hızlı gelsinler diye.
Portekizin de pek bir farkı yok,

Biz 24 yılda çok yol aldık ama kendi paramızla, +borç ve faiz ödeyerek.
Bir de bizi rahat bıraksalar Tunc.
İnan ki çok daha farklı yerlerde olurduk.
Biz göremeyiz kesin, ama sizler göreceksiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Theo harika ama sen de bir harikasın Tunc, </strong><br />
Kutlamaları Katalanya&#8217;da yapıyorsun, sesssssizce&#8230;</p>
<p>Trafik, insanlar, düzen hakkında ben de bir şey söylemek istiyorum.</p>
<p>1984 yılında, yani 24 yıl önce Madrid, Barcelona, İstanbul&#8217;dan kötüydü.<br />
Para Tunc, para, o günkü adıyla A.T.&#8217;na girdikleri ilk yıl 32 Milyar dolar almışlar, diğerlerinin seviyesine hızlı gelsinler diye.<br />
Portekizin de pek bir farkı yok,</p>
<p>Biz 24 yılda çok yol aldık ama kendi paramızla, +borç ve faiz ödeyerek.<br />
Bir de bizi rahat bıraksalar Tunc.<br />
İnan ki çok daha farklı yerlerde olurduk.<br />
Biz göremeyiz kesin, ama sizler göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>La Rambla, İstiklal Caddesi ve Siya Siyabend. &#124; Fikir Atölyesi tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3724</link>
		<dc:creator>La Rambla, İstiklal Caddesi ve Siya Siyabend. &#124; Fikir Atölyesi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 16:10:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3724</guid>
		<description>[...] Theo&#8216;dan sonra &#8220;La Rambla&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Theo&#8216;dan sonra &#8220;La Rambla&#8221; Barselona&#8217;da beni en çok etkileyen ikinci şey oldu. Caddenin kendisi değil de, yaşattıklarıydı daha çok akılda kalan. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sonrisa tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3725</link>
		<dc:creator>Sonrisa</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2008 10:32:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3725</guid>
		<description>İnsanlar yapabileceklerinin farkında olmadıkları için korkuyorlar. Çoğu zaman ben de aynı düşüncelere dalıp giderim. Ancak NLP felsefesindeki "Dünyada bir işi yapmış bir kişi varsa diğerinin yapmaması için bir sebep yok.." mantalitesi aklıma gelince kendimi toparlar ve işime konsantre olurum.

Biraz daha cesur olabilmeliyiz diye düşünüyorum.

Ancak iş sadece bizde mi bitiyor acaba? Çevredekilerin hiç mi etkisi yok?

Aynı Theo, burada doğmuş büyümüş olsaydı, yaptıklarını yapmadan evvel iki kere düşünürdü diye tahmin ediyorum. Çünkü o kadar yoğun bir çevre baskısı var ki...

Herkese güzel yorumları için teşekkürler....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yapabileceklerinin farkında olmadıkları için korkuyorlar. Çoğu zaman ben de aynı düşüncelere dalıp giderim. Ancak NLP felsefesindeki &#8220;Dünyada bir işi yapmış bir kişi varsa diğerinin yapmaması için bir sebep yok..&#8221; mantalitesi aklıma gelince kendimi toparlar ve işime konsantre olurum.</p>
<p>Biraz daha cesur olabilmeliyiz diye düşünüyorum.</p>
<p>Ancak iş sadece bizde mi bitiyor acaba? Çevredekilerin hiç mi etkisi yok?</p>
<p>Aynı Theo, burada doğmuş büyümüş olsaydı, yaptıklarını yapmadan evvel iki kere düşünürdü diye tahmin ediyorum. Çünkü o kadar yoğun bir çevre baskısı var ki&#8230;</p>
<p>Herkese güzel yorumları için teşekkürler&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İlker İLGEN tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3726</link>
		<dc:creator>İlker İLGEN</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2008 18:27:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3726</guid>
		<description>Ben kendi ailemi suçladım. Neden dedim ülkenin bu hale gelmesini beklediniz? Kaldıki tonlarca kitabı yakılmış, yayın evi basılmış dövülmüş, vurulmuş insan onlar.

Kimin ne yaptığını değil kişinin kendisini  sorgulaması lazım.

Hangi bilinçli vatan sever bunu söylerki ayrıca? Bunu öz veri olarak görmez ki o, yapmak zorunda olduğu bir görev olarak bilir ve yapar. Atatürk ben şunu yaptım ben bunu yaptım ne zaman dedi? BİZ DEDİ:Yaptık ve YAPACAĞIZ dedi. Cumhuriyeti biz kurduk, yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz dedi.

Biz ne yapıyoruz? BAHANE ÜRETİYORUZ.

Cannes film festivalinde birinci olan yönetmenimiz ödülünü alırken ne söylediğine dikkat edelim.

"Başarılı olunca kendimize, başarısız olunca devlete mi?"</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben kendi ailemi suçladım. Neden dedim ülkenin bu hale gelmesini beklediniz? Kaldıki tonlarca kitabı yakılmış, yayın evi basılmış dövülmüş, vurulmuş insan onlar.</p>
<p>Kimin ne yaptığını değil kişinin kendisini  sorgulaması lazım.</p>
<p>Hangi bilinçli vatan sever bunu söylerki ayrıca? Bunu öz veri olarak görmez ki o, yapmak zorunda olduğu bir görev olarak bilir ve yapar. Atatürk ben şunu yaptım ben bunu yaptım ne zaman dedi? BİZ DEDİ:Yaptık ve YAPACAĞIZ dedi. Cumhuriyeti biz kurduk, yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz dedi.</p>
<p>Biz ne yapıyoruz? BAHANE ÜRETİYORUZ.</p>
<p>Cannes film festivalinde birinci olan yönetmenimiz ödülünü alırken ne söylediğine dikkat edelim.</p>
<p>&#8220;Başarılı olunca kendimize, başarısız olunca devlete mi?&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kerim Taylan GERDAN tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3727</link>
		<dc:creator>Kerim Taylan GERDAN</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 May 2008 22:50:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3727</guid>
		<description>Güzel yorumlarınızı tek tek okudum. Bir şey tespit ettim. Yeni bir şey değil elbet; herkesin kafamıza soktuğu bir şey: "Burası Türkiye"

Mükemmel bir vatanımız var, doğal zenginlikler vs.... Herkes bir şeyden yakınıyor. Türkiye şöyle Türkiye böyle...

Mazeret üretmekte üstümüze yok. Sanki "Türk" olduğumuz zaman dünya duruyor! imkanlar tükeniyor!

Peki bunu değiştirmek için kim elinden geleni yapıp çaba gösteriyor? Yanlışları görüp eleştirmek  kolay geliyor.. İş çabalamaya, bir şeyler yapmaya gelince konuşan ağızlar susuyor...

Ama kimse bunu değiştirmek için bir gayrette bulunmuyor...

Neden? Neden sadece eleştirmekteki üstadlığımızı insanlara gösteriyoruz?

İcraat?  icraat nerede?

Yandı bitti kül oldu gitti...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel yorumlarınızı tek tek okudum. Bir şey tespit ettim. Yeni bir şey değil elbet; herkesin kafamıza soktuğu bir şey: &#8220;Burası Türkiye&#8221;</p>
<p>Mükemmel bir vatanımız var, doğal zenginlikler vs&#8230;. Herkes bir şeyden yakınıyor. Türkiye şöyle Türkiye böyle&#8230;</p>
<p>Mazeret üretmekte üstümüze yok. Sanki &#8220;Türk&#8221; olduğumuz zaman dünya duruyor! imkanlar tükeniyor!</p>
<p>Peki bunu değiştirmek için kim elinden geleni yapıp çaba gösteriyor? Yanlışları görüp eleştirmek  kolay geliyor.. İş çabalamaya, bir şeyler yapmaya gelince konuşan ağızlar susuyor&#8230;</p>
<p>Ama kimse bunu değiştirmek için bir gayrette bulunmuyor&#8230;</p>
<p>Neden? Neden sadece eleştirmekteki üstadlığımızı insanlara gösteriyoruz?</p>
<p>İcraat?  icraat nerede?</p>
<p>Yandı bitti kül oldu gitti&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sevgi Nur tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3702</link>
		<dc:creator>Sevgi Nur</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2008 21:24:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3702</guid>
		<description>Tunç'a ve yorum yapan herkese merhaba! Bana Ece Temelkuran'ın 2003'de yayınlanmış yazısını hatırlattınız.

"Hep ihtiyar bir çocuktu benim kardeşim. Kola bardaklarını yan yana koyup, santim santim eşit kola doldurmaya çalıştığımız zamanlardan beri, biraz ihtiyardı. Çikolatayı kimin daha yavaş yiyeceğini hesaplarken bile hatta, biraz yaşlıydı. Uzun süre konuşmadı, konuşmayı uzun yıllar sevmedi. Sonra bir gün, durup dururken bir fıkra anlatarak başladı konuşmaya. şaşırmıştık, hâlâ da şaşırırız O konuştuğunda. Ortaçağ resmindeki ışıktan bahsettiğinde, Quantum fiziği anlattığında veya Afrika filleriyle Asya filleri arasındaki anatomi farklarını saydığında, Avrupa siyasi tarihinin ayrıntılarından veya İtalyan mutfağının inceliklerinden söz ettiğinde ... Böyledir çünkü, ihtiyardır benim kardeşim.

     Ve ben hayatımda bu kadar iyi bir insan görmedim. Niye bu kadar iyidir o, onu da hiç bilemedim. Bu kadar iyi olduğu için işte, O benim küçük peygamberim.

     Önce benim kardeşimdi o, sonra büyüdü. Bir flamenkocu kadına âşık olup İspanya'ya gitti. Küçükten beri filmler anlatırdı, avukat olmasına rağmen, bırakıp her şeyi, bir hayatta tam olması gerektiği gibi, çekti, film yapmaya Madrid'e gitti. Geberene kadar çalışıyor şimdi dönercilerde, garsonluk yaparken Foucault anlatıyor müşterilere, delirip Derrida'dan bile bahsediyor olabilir şimdi oradakilere. Sonra sabah kalkıp, sinema okuluna... Dönercide çalışanlar "Deli misin?" sen diye soruyorlar ona, "Gidip Türkiye'de avukatlık yapıp keyfine baksana!"

     Benim kardeşimin bir derdi var oysa, dertlidir benim kardeşim. Diyecek şeyleri böğründe birikmiş kişilerdendir ve ben ne zaman ondan gerçekten bahsetsem dünyanın bütün denizleri gözüme üşüşür. Derken ilk kısa filmini yaptı: "Anarşist Dilenci Deli İbrahim". Film bitti. "Yönetmen: İnan Temelkuran" yazdı ekranda... Niye ağlayayım canım!

     Şimdi ilk kez Türkiye'de gösterilecek filmi: "Besleyici Bir Aşkın Mikro Belgeseli". !f İstanbul Film Festivali'nde, 20 ve 22 Ocak'ta saat 13.15'te. Filminin gösterildiği sırada o muhtemelen çalışıyor olacak Madrid'de, "Soğanlı mı, soğansız mı?" diye soracak müşterilere. "Soğanlı mı, soğansız mı?"!

     Kardeşim, benim küçük peygamberim. Hayata fit olmamış biri o. Bu hayatta bir kere şansını denemeye karar vermiş biri, bedelini çatır çatır ödeyen. Biraz ihtiyardır bu yüzden. Yaşamakla ilgili bizim gibi çoluk çocukların bilemeyeceği şeyleri bilir... İnsanlığın en can yakıcı hikâyelerini anlatmak niyetindedir. Muhtemelen filminin gösterildiği günün gecesinde Madrid sokaklarında "Kalbim Ege'de kaldı" şarkısını yine bağıra bağıra söyleyecektir. Ben mi? Niye ağlayayım canım?! Küçük peygamberimden ne zaman bahsetsem sadece gözüme dünyanın bütün denizleri üşüşür..."</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tunç&#8217;a ve yorum yapan herkese merhaba! Bana Ece Temelkuran&#8217;ın 2003&#8242;de yayınlanmış yazısını hatırlattınız.</p>
<p>&#8220;Hep ihtiyar bir çocuktu benim kardeşim. Kola bardaklarını yan yana koyup, santim santim eşit kola doldurmaya çalıştığımız zamanlardan beri, biraz ihtiyardı. Çikolatayı kimin daha yavaş yiyeceğini hesaplarken bile hatta, biraz yaşlıydı. Uzun süre konuşmadı, konuşmayı uzun yıllar sevmedi. Sonra bir gün, durup dururken bir fıkra anlatarak başladı konuşmaya. şaşırmıştık, hâlâ da şaşırırız O konuştuğunda. Ortaçağ resmindeki ışıktan bahsettiğinde, Quantum fiziği anlattığında veya Afrika filleriyle Asya filleri arasındaki anatomi farklarını saydığında, Avrupa siyasi tarihinin ayrıntılarından veya İtalyan mutfağının inceliklerinden söz ettiğinde &#8230; Böyledir çünkü, ihtiyardır benim kardeşim.</p>
<p>     Ve ben hayatımda bu kadar iyi bir insan görmedim. Niye bu kadar iyidir o, onu da hiç bilemedim. Bu kadar iyi olduğu için işte, O benim küçük peygamberim.</p>
<p>     Önce benim kardeşimdi o, sonra büyüdü. Bir flamenkocu kadına âşık olup İspanya&#8217;ya gitti. Küçükten beri filmler anlatırdı, avukat olmasına rağmen, bırakıp her şeyi, bir hayatta tam olması gerektiği gibi, çekti, film yapmaya Madrid&#8217;e gitti. Geberene kadar çalışıyor şimdi dönercilerde, garsonluk yaparken Foucault anlatıyor müşterilere, delirip Derrida&#8217;dan bile bahsediyor olabilir şimdi oradakilere. Sonra sabah kalkıp, sinema okuluna&#8230; Dönercide çalışanlar &#8220;Deli misin?&#8221; sen diye soruyorlar ona, &#8220;Gidip Türkiye&#8217;de avukatlık yapıp keyfine baksana!&#8221;</p>
<p>     Benim kardeşimin bir derdi var oysa, dertlidir benim kardeşim. Diyecek şeyleri böğründe birikmiş kişilerdendir ve ben ne zaman ondan gerçekten bahsetsem dünyanın bütün denizleri gözüme üşüşür. Derken ilk kısa filmini yaptı: &#8220;Anarşist Dilenci Deli İbrahim&#8221;. Film bitti. &#8220;Yönetmen: İnan Temelkuran&#8221; yazdı ekranda&#8230; Niye ağlayayım canım!</p>
<p>     Şimdi ilk kez Türkiye&#8217;de gösterilecek filmi: &#8220;Besleyici Bir Aşkın Mikro Belgeseli&#8221;. !f İstanbul Film Festivali&#8217;nde, 20 ve 22 Ocak&#8217;ta saat 13.15&#8242;te. Filminin gösterildiği sırada o muhtemelen çalışıyor olacak Madrid&#8217;de, &#8220;Soğanlı mı, soğansız mı?&#8221; diye soracak müşterilere. &#8220;Soğanlı mı, soğansız mı?&#8221;!</p>
<p>     Kardeşim, benim küçük peygamberim. Hayata fit olmamış biri o. Bu hayatta bir kere şansını denemeye karar vermiş biri, bedelini çatır çatır ödeyen. Biraz ihtiyardır bu yüzden. Yaşamakla ilgili bizim gibi çoluk çocukların bilemeyeceği şeyleri bilir&#8230; İnsanlığın en can yakıcı hikâyelerini anlatmak niyetindedir. Muhtemelen filminin gösterildiği günün gecesinde Madrid sokaklarında &#8220;Kalbim Ege&#8217;de kaldı&#8221; şarkısını yine bağıra bağıra söyleyecektir. Ben mi? Niye ağlayayım canım?! Küçük peygamberimden ne zaman bahsetsem sadece gözüme dünyanın bütün denizleri üşüşür&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İlker İLGEN tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3703</link>
		<dc:creator>İlker İLGEN</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2008 18:00:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3703</guid>
		<description>Öğrenmek istediğim buydu, yani okuldan atılıncaya kadar olan kısım ve sonrasında ne yaptığınız.

Düşünenizi savunmaya devam ettiğiniz için sizi tebrik ederim. Yanlış ya da doğru.

Yalnız okuldan atılmanızı sadece bir imzaya bağlamanız ve imza atmayı bu kadar basite indirgemeniz kötü. Sadece bir imza ile iş kurabilir, bankadan kredi alabilir ya da bir ülkeyi parça parça bölebilirsiniz. Beyninizi bence nereye imza atmanız gerektiği konusunda yormanız gerekir.

Yani siz  bir imza atarak okuldan atılmadınız. Bir düşüncenin uygulanması için harekete geçince  okuldan atıldıınız. Bu doğru mu? Değil.

Değişmesi için ne yaptınız?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenmek istediğim buydu, yani okuldan atılıncaya kadar olan kısım ve sonrasında ne yaptığınız.</p>
<p>Düşünenizi savunmaya devam ettiğiniz için sizi tebrik ederim. Yanlış ya da doğru.</p>
<p>Yalnız okuldan atılmanızı sadece bir imzaya bağlamanız ve imza atmayı bu kadar basite indirgemeniz kötü. Sadece bir imza ile iş kurabilir, bankadan kredi alabilir ya da bir ülkeyi parça parça bölebilirsiniz. Beyninizi bence nereye imza atmanız gerektiği konusunda yormanız gerekir.</p>
<p>Yani siz  bir imza atarak okuldan atılmadınız. Bir düşüncenin uygulanması için harekete geçince  okuldan atıldıınız. Bu doğru mu? Değil.</p>
<p>Değişmesi için ne yaptınız?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>emre tok tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3704</link>
		<dc:creator>emre tok</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2008 16:00:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2008/05/22/theonun-hatirlattiklari/#comment-3704</guid>
		<description>Christopher McCandless

Tolstoy, Jack London ve benzeri yazarlardan ilham alarak sosyal ve kültürel yaşamı reddederek kendi başına doğal yaşama kendini atacak ve burda yaşantısının acı sonunu getirecek ama yaşadığı bu kısa süre boyunca unutulmayan anılar ve dersler aldığını düşündüğüm Christopher_McCandless (kimliğini yakıp Alexander SuperTramp ismini koymuştur kendine) için bu satırları yazıyorum.

Geçen haftalarda Tren ile yaptığım yolculuklarda 2.5 saat süren DVD film'de tanıdım onu. Sean Penn çekmiş, Müziklerini Pearl Jam'in ilahı Eddie Vedder yapmış...

Filmi muhakkak izleyin. Yapabilir misiniz? Böyle bir yaşamı deneyen bir insan olmak mı olmamak mı? Gerçekten yattığınızda bir gününüzü düşündürecek bir film...

Rahat uyu Alexander Supertramp :-)  (Alexander Superberdush) :-)
Dünyada senin gibi cesaretlileri yok...

Devamı ve fazla için... &lt;a href="http://www.geziyorum.net/christopher-mccandless.html"target="_blank" rel="nofollow"&gt;geziyorum.net/christopher-mccandless&lt;/a&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Christopher McCandless</p>
<p>Tolstoy, Jack London ve benzeri yazarlardan ilham alarak sosyal ve kültürel yaşamı reddederek kendi başına doğal yaşama kendini atacak ve burda yaşantısının acı sonunu getirecek ama yaşadığı bu kısa süre boyunca unutulmayan anılar ve dersler aldığını düşündüğüm Christopher_McCandless (kimliğini yakıp Alexander SuperTramp ismini koymuştur kendine) için bu satırları yazıyorum.</p>
<p>Geçen haftalarda Tren ile yaptığım yolculuklarda 2.5 saat süren DVD film&#8217;de tanıdım onu. Sean Penn çekmiş, Müziklerini Pearl Jam&#8217;in ilahı Eddie Vedder yapmış&#8230;</p>
<p>Filmi muhakkak izleyin. Yapabilir misiniz? Böyle bir yaşamı deneyen bir insan olmak mı olmamak mı? Gerçekten yattığınızda bir gününüzü düşündürecek bir film&#8230;</p>
<p>Rahat uyu Alexander Supertramp :-)  (Alexander Superberdush) :-)<br />
Dünyada senin gibi cesaretlileri yok&#8230;</p>
<p>Devamı ve fazla için&#8230; <a href="http://www.geziyorum.net/christopher-mccandless.html"target="_blank" rel="nofollow">geziyorum.net/christopher-mccandless</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
