<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Hayal Dünyamızı Yönetmeye Çalışanların Dayattıkları Seçimler&#8230; yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 02:31:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Buyruk Alparslan tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-9052</link>
		<dc:creator>Buyruk Alparslan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 18:30:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-9052</guid>
		<description>Tyler Durden videosu FOX&#039;ın copyright başvurusu nedeniyle sanırım Youtube&#039;dan kaldırılmış. Bilginize...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tyler Durden videosu FOX&#8217;ın copyright başvurusu nedeniyle sanırım Youtube&#8217;dan kaldırılmış. Bilginize&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bizler Tarihin Üvey Evlatlarıyız. &#124; Girmekte Israrlımısın ? O Halde tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-8945</link>
		<dc:creator>Bizler Tarihin Üvey Evlatlarıyız. &#124; Girmekte Israrlımısın ? O Halde</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 13:30:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-8945</guid>
		<description>[...] bize uygun gördüğü hayat için büyütüldük ve bir gün hepimiz onların koyun güdülen dünyalarında önemli [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bize uygun gördüğü hayat için büyütüldük ve bir gün hepimiz onların koyun güdülen dünyalarında önemli [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>BOZ tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-8713</link>
		<dc:creator>BOZ</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 19:58:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-8713</guid>
		<description>gerçekten bu yazı için oturup,günlerce düşünülür
ömrünüze bereket</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>gerçekten bu yazı için oturup,günlerce düşünülür<br />
ömrünüze bereket</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Seda Demir Arslan tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-8475</link>
		<dc:creator>Seda Demir Arslan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 13:34:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-8475</guid>
		<description>Nereden ve nasıl başlayacağımı tam olarak kestiremesemde yazınız hakkımda diyeceklerim gayet açık ve nettir, bununla birlikte en baştan başlamakta okuyucular için daha mantıklı bir seçim gibi duruyor. Yazımı biraz agresif hatta kırıcı bulabilirsiniz ama kişilerin nasıl anladığının bir önemi yok çünkü ne agresif duygular içinde yazıyorum bunu nede herhangi bir kimseyi kırmak için. En baştan sırayla ilerlemek istiyorum müsaadenle sevgili Tunç. Her şeyden önce belli bir fikri savunarak yazını eleştirmek istiyorum, ben diyorumki ‘’herşey insanın kendi elinde’’. Ne kadar ucu açık bir cümle değilmi! Her şeyden kast ettiğim ne acaba? Bu sorunun cevabını size ve okuyacak olan insanlara bırakıyorum. Herkes potansiyelince bir cevaba ulaşacaktır nihayetinde. Reklam dünyasına olan tedirginliğinizi saygıyla karşılıyorum lakin burada en az iki soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu tedirginliğiniz beklide kendinize olan tedirginliğinizden kaynaklanıyordur, nasıl bilebiliriz bunu? Yazınızı okumak için böyle bir tedirginliğinizin olmadığı önşartına daynarak okumak durumundayım ama tamda bu noktada objektifliği elde bırakıyorum çünkü kendinize olan tedirginliğiniz yüzündende reklam dünyasına karşı tedirgin olabilirsiniz! Mantıksal bir çıkarım bu sadece.

 Kendimi bildim bileli hiçbir reklamdan etkilenerek etkilendiğim ürünü sahip olmaya çalışmadım. Gözümü, gönlümü ve aklımı çelmeye çalışanlara karşı cevabım duruşumu bozmamak oldu. Suni dayatmalarının işe yaradığını söylemekte pek mantıklı değil. Bu dayatmaları işe yaramış olsa reklam yapmaya devam etmezlerdi, öyle değimli? Düz mantıkla ilerlemeye devam ediyorum. Daha çok reklam daha çok kazanç prensibini kabul etmiyorum, bir yerde reklam yapmaktan vazgeçilir. Reklamın yapılmayacağı o noktada herkese göre farklı olsada nihayetinde böyle bir nokta vardır! Bu noktanın olmasıda sözlerime devam etmek için yeterlidir. İnsanlar etkilenmedikleri için reklamlarından ipin ucunu iyice kaçırdılar beklide??? ‘’Ne yapıp edip bu insanları etkilemeliyiz’’ gibisinden anlamsız bir ısrar içindeler beklide. Kulağa saçmamı geliyor? Beklide saçmadır ama saçma olmama ihtimali olma ihtimalinden daha fazla ki reklamlar hala devam ediyor ve ben hala reklamlardan etkilenip o ürünlerin peşinden koşmuyorum. Daha dogrusu ben ve benim gibiler.

İnsan omuzlarının üstünde kaya taşımadığını bir şekilde ispat etmeli. Web’de bannerlardan fırsat bulupta sörf yapmak için örnek veriyorum, rahatsız oldugu bu durumu ortadan kaldırmak için önce düşünmeli ‘’ne yapabilirim?’’ diye ve bu sorusuna alacağı cevaplar doğrultusundada harekete geçmeli. Benmi yanılıyorum yoksa böyle düşünmekle???

Madem sinemada film izlemek için 30 dk bekliyor kişi, o halde seans saatinden 20-25 dk sonra salona giriş yapsın, öyle değimli? Diğer şeyler hakkında anlamlı yada anlamsız çözümler, fikirler sunmayacağım. Eminim herkes enaz bir çözüm bulabilir herhangi bir rahatsızlığı karşısında. Yeterki rahatsızlık doyum noktasını aşsın. Sinema salonuna 20-25 dk geç gitmek nasıl bir çözüm acaba? Kaçamak bir çözüm? Korkak bir çözüm? Kaypak bir çözüm? Çözüm olmayan bir çözüm? Bu sorulara cevabı az çok tahmin edebiliyorum, ama yanılmış olmayıda istiyorum. Bence önemli olan mücadele etmektir. İnat etmek, ayak sürümek demiyorum, dikkat edelim bu noktaya, mücadele etmek diyorum. Savaşmak diyorum. Mantıksız bir mücadeleden, mesnetsiz bir mücadeleden bahsetmiyorum. Zeki bir insansınız, demek istediğimi anlayacağınıza eminim. 

Kişinin her şeyden önce birey olduğunun farkında olması lazım. Bu bilinçte değilse, gördüğü her reklamdan etkilendiği gibi başkalarının anlattığı her şeydende, okuduğu her yazıdanda olumsuz yönde etkilenir. Kendisi bunun farkında olmayabilir, ona göre iyi şeyler öğrenmiş olabilir. Başarılı düşüncelerle tanışmış olabilir. Faydalı bilgiler edinmiş olabilir ama gerçek gerçektende böylemidir? Hiç sanmıyorum hatta eminimki böyle değildir.

Reklamlarda görülenlerden etkilenmek bu kadarmı kolay? Sexi kadının biri bilmemne marka bir ürünü mantıksızca reklam ederken, ürünemi yoksa kadınamı baktığı belli olmayan erkek izleyiciler ve o kadını kıskançlık dolu bakışlarla izleyen kadın izleyicilerin kafasında bir anda düşünce balonu oluşup içindede ampülmü yanıyor yani hemencecik? Bumu yani. Belki öyledir beklide değildir. Hangisini seçeceğiz şimdi? Sen bunun öyle olduğunu söylemişsin. 

&lt;strong&gt;Yazmış olduğun yazı aslında bir çeşit reklam! Yazının altını dolduranlarda reklamla tanışan beyinler(ben dahil), ve reklamla tanışanların duygu ve düşünceleride yazınızın altında yatıyor. Eleştirdikleri, beğenmedikleri ve istemedikleri şeyler oluvermişler ama farkında bile değiller ve değilsin!!!!! Çok acımasız olduysa özür dilerim, amacım bu değildi...&lt;/strong&gt;

Müsadenle yazının bir cümlesini alıntı yapacağım. &quot;Reklamlar bizi biz olmayan kişiliklere sokuyor.&quot; Katılmıyorum bu cümlene. Reklamlar kendileri olamayan kişileri olmadıkları kişiliklere sokuyor, çünkü kişi kendisi olabilmeyi başarabilirse hiçbir sistem onu değiştiremez!!! Yazındaki pekçok konu hep bu noktaya gelip dayanıyor, tek tek örnek vererek şimdiden yeterince uzun olan yazımı daha şişirmek istemiyorum.

Seçim konusundada bir iki laf etmeden edemeyeceğim. İşimiz gerçektende zor, sürekli birşeyleri seçmek zorundayız. Ama nihayetinde insanız ve insan demekte seçimler silsilesi demek! İnsan olmayı seçmedik sadece, kalan herşey için seçim yapacağız. İşimize gelsede gelmesede. Seçim yapamayanların ne olduğunu ise söylemeyeyim, ayıp olur.

Seçimlerimiz her ne konuda ve konularda olursa olsun doğru düzgün seçim yapabilmek bizim elimizde! Doğru düzgün seçimler yaptığımız sürecede ikinci bir hayata ihtiyacımız yok. Dediğim gibi seçmeyi bilmiyorsa insan elbetteki seçimden hoşlanmaz, gayet normal buda…</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nereden ve nasıl başlayacağımı tam olarak kestiremesemde yazınız hakkımda diyeceklerim gayet açık ve nettir, bununla birlikte en baştan başlamakta okuyucular için daha mantıklı bir seçim gibi duruyor. Yazımı biraz agresif hatta kırıcı bulabilirsiniz ama kişilerin nasıl anladığının bir önemi yok çünkü ne agresif duygular içinde yazıyorum bunu nede herhangi bir kimseyi kırmak için. En baştan sırayla ilerlemek istiyorum müsaadenle sevgili Tunç. Her şeyden önce belli bir fikri savunarak yazını eleştirmek istiyorum, ben diyorumki ‘’herşey insanın kendi elinde’’. Ne kadar ucu açık bir cümle değilmi! Her şeyden kast ettiğim ne acaba? Bu sorunun cevabını size ve okuyacak olan insanlara bırakıyorum. Herkes potansiyelince bir cevaba ulaşacaktır nihayetinde. Reklam dünyasına olan tedirginliğinizi saygıyla karşılıyorum lakin burada en az iki soruyla karşı karşıya kalıyorum. Bu tedirginliğiniz beklide kendinize olan tedirginliğinizden kaynaklanıyordur, nasıl bilebiliriz bunu? Yazınızı okumak için böyle bir tedirginliğinizin olmadığı önşartına daynarak okumak durumundayım ama tamda bu noktada objektifliği elde bırakıyorum çünkü kendinize olan tedirginliğiniz yüzündende reklam dünyasına karşı tedirgin olabilirsiniz! Mantıksal bir çıkarım bu sadece.</p>
<p> Kendimi bildim bileli hiçbir reklamdan etkilenerek etkilendiğim ürünü sahip olmaya çalışmadım. Gözümü, gönlümü ve aklımı çelmeye çalışanlara karşı cevabım duruşumu bozmamak oldu. Suni dayatmalarının işe yaradığını söylemekte pek mantıklı değil. Bu dayatmaları işe yaramış olsa reklam yapmaya devam etmezlerdi, öyle değimli? Düz mantıkla ilerlemeye devam ediyorum. Daha çok reklam daha çok kazanç prensibini kabul etmiyorum, bir yerde reklam yapmaktan vazgeçilir. Reklamın yapılmayacağı o noktada herkese göre farklı olsada nihayetinde böyle bir nokta vardır! Bu noktanın olmasıda sözlerime devam etmek için yeterlidir. İnsanlar etkilenmedikleri için reklamlarından ipin ucunu iyice kaçırdılar beklide??? ‘’Ne yapıp edip bu insanları etkilemeliyiz’’ gibisinden anlamsız bir ısrar içindeler beklide. Kulağa saçmamı geliyor? Beklide saçmadır ama saçma olmama ihtimali olma ihtimalinden daha fazla ki reklamlar hala devam ediyor ve ben hala reklamlardan etkilenip o ürünlerin peşinden koşmuyorum. Daha dogrusu ben ve benim gibiler.</p>
<p>İnsan omuzlarının üstünde kaya taşımadığını bir şekilde ispat etmeli. Web’de bannerlardan fırsat bulupta sörf yapmak için örnek veriyorum, rahatsız oldugu bu durumu ortadan kaldırmak için önce düşünmeli ‘’ne yapabilirim?’’ diye ve bu sorusuna alacağı cevaplar doğrultusundada harekete geçmeli. Benmi yanılıyorum yoksa böyle düşünmekle???</p>
<p>Madem sinemada film izlemek için 30 dk bekliyor kişi, o halde seans saatinden 20-25 dk sonra salona giriş yapsın, öyle değimli? Diğer şeyler hakkında anlamlı yada anlamsız çözümler, fikirler sunmayacağım. Eminim herkes enaz bir çözüm bulabilir herhangi bir rahatsızlığı karşısında. Yeterki rahatsızlık doyum noktasını aşsın. Sinema salonuna 20-25 dk geç gitmek nasıl bir çözüm acaba? Kaçamak bir çözüm? Korkak bir çözüm? Kaypak bir çözüm? Çözüm olmayan bir çözüm? Bu sorulara cevabı az çok tahmin edebiliyorum, ama yanılmış olmayıda istiyorum. Bence önemli olan mücadele etmektir. İnat etmek, ayak sürümek demiyorum, dikkat edelim bu noktaya, mücadele etmek diyorum. Savaşmak diyorum. Mantıksız bir mücadeleden, mesnetsiz bir mücadeleden bahsetmiyorum. Zeki bir insansınız, demek istediğimi anlayacağınıza eminim. </p>
<p>Kişinin her şeyden önce birey olduğunun farkında olması lazım. Bu bilinçte değilse, gördüğü her reklamdan etkilendiği gibi başkalarının anlattığı her şeydende, okuduğu her yazıdanda olumsuz yönde etkilenir. Kendisi bunun farkında olmayabilir, ona göre iyi şeyler öğrenmiş olabilir. Başarılı düşüncelerle tanışmış olabilir. Faydalı bilgiler edinmiş olabilir ama gerçek gerçektende böylemidir? Hiç sanmıyorum hatta eminimki böyle değildir.</p>
<p>Reklamlarda görülenlerden etkilenmek bu kadarmı kolay? Sexi kadının biri bilmemne marka bir ürünü mantıksızca reklam ederken, ürünemi yoksa kadınamı baktığı belli olmayan erkek izleyiciler ve o kadını kıskançlık dolu bakışlarla izleyen kadın izleyicilerin kafasında bir anda düşünce balonu oluşup içindede ampülmü yanıyor yani hemencecik? Bumu yani. Belki öyledir beklide değildir. Hangisini seçeceğiz şimdi? Sen bunun öyle olduğunu söylemişsin. </p>
<p><strong>Yazmış olduğun yazı aslında bir çeşit reklam! Yazının altını dolduranlarda reklamla tanışan beyinler(ben dahil), ve reklamla tanışanların duygu ve düşünceleride yazınızın altında yatıyor. Eleştirdikleri, beğenmedikleri ve istemedikleri şeyler oluvermişler ama farkında bile değiller ve değilsin!!!!! Çok acımasız olduysa özür dilerim, amacım bu değildi&#8230;</strong></p>
<p>Müsadenle yazının bir cümlesini alıntı yapacağım. &#8220;Reklamlar bizi biz olmayan kişiliklere sokuyor.&#8221; Katılmıyorum bu cümlene. Reklamlar kendileri olamayan kişileri olmadıkları kişiliklere sokuyor, çünkü kişi kendisi olabilmeyi başarabilirse hiçbir sistem onu değiştiremez!!! Yazındaki pekçok konu hep bu noktaya gelip dayanıyor, tek tek örnek vererek şimdiden yeterince uzun olan yazımı daha şişirmek istemiyorum.</p>
<p>Seçim konusundada bir iki laf etmeden edemeyeceğim. İşimiz gerçektende zor, sürekli birşeyleri seçmek zorundayız. Ama nihayetinde insanız ve insan demekte seçimler silsilesi demek! İnsan olmayı seçmedik sadece, kalan herşey için seçim yapacağız. İşimize gelsede gelmesede. Seçim yapamayanların ne olduğunu ise söylemeyeyim, ayıp olur.</p>
<p>Seçimlerimiz her ne konuda ve konularda olursa olsun doğru düzgün seçim yapabilmek bizim elimizde! Doğru düzgün seçimler yaptığımız sürecede ikinci bir hayata ihtiyacımız yok. Dediğim gibi seçmeyi bilmiyorsa insan elbetteki seçimden hoşlanmaz, gayet normal buda…</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fikir Atolyesi Bir Gün Hepimiz Metallica Olacağız! tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-4469</link>
		<dc:creator>Fikir Atolyesi Bir Gün Hepimiz Metallica Olacağız!</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 01:32:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-4469</guid>
		<description>[...] Durden&#8217;in dediği gibi, birileri bizim bir gün rock star olacağımızı söyleyerek kandırıyor belki ama, böyle [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Durden&#8217;in dediği gibi, birileri bizim bir gün rock star olacağımızı söyleyerek kandırıyor belki ama, böyle [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kadir tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-3917</link>
		<dc:creator>kadir</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 13:26:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-3917</guid>
		<description>“Hikâyeye göre bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. &quot;Dile benden ne dilersen&quot; diye soran krala dilenci gülerek, &quot;sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz&quot; der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. &quot;Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?&quot; &quot;Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım&quot; der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir. 

    Kral ısrar eder. &quot;Ne istersen iste sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz&quot; der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve &quot;bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?&quot; diye sorar. Kral bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. 

    Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: &quot;Tamam, tamam sen kazandın&quot;. &quot;Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle&quot; der. &quot;Çok basit&quot; diye yanıtlar dilenci. &quot;İnsan dimağından yapılmıştır. 

    Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin bir iş istersin... Bir araba... Ev... Eş... Bir başka şey!.. Tek tek her birini elde ettiğinde, her şey anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. 

    Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin&quot; der. 

    Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir.” 
&lt;em&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>“Hikâyeye göre bir kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. &#8220;Dile benden ne dilersen&#8221; diye soran krala dilenci gülerek, &#8220;sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz&#8221; der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. &#8220;Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?&#8221; &#8220;Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım&#8221; der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir. </p>
<p>    Kral ısrar eder. &#8220;Ne istersen iste sana verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz&#8221; der. Bunun üzerine dilenci, elindeki kâseyi krala uzatır ve &#8220;bu kâseyi herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?&#8221; diye sorar. Kral bir kahkaha atar ve vezirine kâseyi altınla doldurmasını emreder. Kâse dolup taşmakta ama sonrasında hemen boşalmaktadır. Altınlar, buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. </p>
<p>    Bir dilencinin kâsesini dolduramadığı ülkede kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır kâseye. Ne var ki kâsenin dibi yoktur sanki. Dolup taşmasına rağmen kâse sürekli olarak boş kalmaktadır. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır: &#8220;Tamam, tamam sen kazandın&#8221;. &#8220;Dileğini yerine getiremedim ama lütfen bana kâsenin neden yapılmış olduğunu söyle&#8221; der. &#8220;Çok basit&#8221; diye yanıtlar dilenci. &#8220;İnsan dimağından yapılmıştır. </p>
<p>    Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir. İstek dediğin nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin bir iş istersin&#8230; Bir araba&#8230; Ev&#8230; Eş&#8230; Bir başka şey!.. Tek tek her birini elde ettiğinde, her şey anlamını yitirir. Neden? Çünkü beynin, aklın onları dışlar. İş senin, araba da garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir. </p>
<p>    Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın. İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek bir ’dilenci’ olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında yaşamının dönüm noktasındasın demektir. Bu durum ancak seni mutlu edecek şeyleri dışarıda değil, kendi içinde aradığın zaman gerçekleşir. Ve gerçek tatmine ve mutluluğa ancak o zaman erişirsin&#8221; der. </p>
<p>    Gerçek mutluluk insanın içinde ve kendisinin elindedir. Mutluluğu ve başarıyı yakalayamayanlar, hatayı başka yerde değil kendi içlerinde aramalıdırlar. Bir şeyi elde etme hırsı değil, elde ettikten sonra da onu istemeğe devam edebilme becerisi yaşamı anlamlı kılar. Bir kralın dilenciye, bir dilencinin de krala dönüşmesi an meselesidir.”<br />
<em></em></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>emretekin tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-2982</link>
		<dc:creator>emretekin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 01:06:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-2982</guid>
		<description>Yaşanılan her an bir sonrakinin birim tekrarı, yoksa ısrarlı ve maliyetli fotokopileri mi denmeli... İstisnaların kucağına uzanmak ve arzulanan sonun keyfini çıkarmak milyonların düşü değil mi? Dayatmalardan bunalmış şizofrenik beyinleri intahardan alıkoyan ne?... biraz düşünün...!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanılan her an bir sonrakinin birim tekrarı, yoksa ısrarlı ve maliyetli fotokopileri mi denmeli&#8230; İstisnaların kucağına uzanmak ve arzulanan sonun keyfini çıkarmak milyonların düşü değil mi? Dayatmalardan bunalmış şizofrenik beyinleri intahardan alıkoyan ne?&#8230; biraz düşünün&#8230;!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Fatih Güneş tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-2979</link>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2007 10:49:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-2979</guid>
		<description>Reklamı bir nevi dolaylı ödeme biçimi olarak kabul ediyorum. İnsanlara tükettikleri mal veya hizmetin karşılığını veya tam karşılığını ödememek tatlı geldikçe, sunan taraf aradaki farkı dolaylı biçimlerden kapatacaktır.

Bir televizyon yayını veya bir internet sitesi benim elde ettiğim hizmetin karşılığını ödemediğim bir mecradır. Bu sebeple bu alandaki reklamlarla sorunum yok. Ancak, karşılığını ödediğim halde  reklam göstererek benden çalan (örneğin sinema reklamları) reklamlara fena halde kızgınım. Böylesi biraz kerizlik, biraz da hakkını arama kültürümüzün eksik olması.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Reklamı bir nevi dolaylı ödeme biçimi olarak kabul ediyorum. İnsanlara tükettikleri mal veya hizmetin karşılığını veya tam karşılığını ödememek tatlı geldikçe, sunan taraf aradaki farkı dolaylı biçimlerden kapatacaktır.</p>
<p>Bir televizyon yayını veya bir internet sitesi benim elde ettiğim hizmetin karşılığını ödemediğim bir mecradır. Bu sebeple bu alandaki reklamlarla sorunum yok. Ancak, karşılığını ödediğim halde  reklam göstererek benden çalan (örneğin sinema reklamları) reklamlara fena halde kızgınım. Böylesi biraz kerizlik, biraz da hakkını arama kültürümüzün eksik olması.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nihan tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-2978</link>
		<dc:creator>Nihan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2007 09:28:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-2978</guid>
		<description>Yazının çoğu yerine ben de katıldım ama çok karamsar olmamak lazım... Hâlâ kimileri bu tür tuzaklara düşmemiş durumda bence... İleride git gide bilinçlenecek olan toplum bu hatasını da görecek. Ben buna olan inancımı yitirmiyorum, eğer yitirirsem kötü olur zaten... Keşke bu tür şeylerin hiçbiri olmasaydı...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazının çoğu yerine ben de katıldım ama çok karamsar olmamak lazım&#8230; Hâlâ kimileri bu tür tuzaklara düşmemiş durumda bence&#8230; İleride git gide bilinçlenecek olan toplum bu hatasını da görecek. Ben buna olan inancımı yitirmiyorum, eğer yitirirsem kötü olur zaten&#8230; Keşke bu tür şeylerin hiçbiri olmasaydı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>önder tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/comment-page-1/#comment-2977</link>
		<dc:creator>önder</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 21:49:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/12/06/hayal-dunyamizi-yonetmeye-calisanlarin-dayattiklari-secimler/#comment-2977</guid>
		<description>tunç abi gerçekten çok güzel bir yazı aklına, fikrine, ellerine sağlık...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>tunç abi gerçekten çok güzel bir yazı aklına, fikrine, ellerine sağlık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
