<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Batının Çağdaş Uygarlık Düzeyini Geçtik mi Yoksa? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 14 Mar 2010 21:55:03 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>sehercik tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2068</link>
		<dc:creator>sehercik</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 12:37:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2068</guid>
		<description>uygarlıkta batı kültürünün önemini açıklayan bir yazı istiyorum lütfen ödevimiz var</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>uygarlıkta batı kültürünün önemini açıklayan bir yazı istiyorum lütfen ödevimiz var</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>AYSEL tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2067</link>
		<dc:creator>AYSEL</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 12:12:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2067</guid>
		<description>GRIGORIOS&#039;UN GİZLİ MEKTUBUNDAKİ İTİRAF

Patrik Grigorios&#039;un Rus Çarına gönderdiği ve patrikhanede saklanan bir mektubu vardır.. Rusya&#039;nın İstanbul Büyükelçisi General Ignatiyef, bu mektubu Grigorios idam edildikten yıllar sonra Patrik Yermanos da görür. Grigorios bu mektubunda Türk milletinin vasaflarını ve onların hangi hile ve vesiselerle bozulabiliceğini yazmıştır. General İgnatiyef de hatıratında bu tespitlere iştirak ettiğini zaten doğruluğununda yavaş yavaş ortaya çıktığını yazmaktadır.

İşte gelecek nesillerimize aktarmamız icap eden vasıflar:

- Türkleri maddeden ezmek ve yıkmak mümkün değildir, çünkü Türkler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrur ve izzeti nefs sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, an&#039;anelerinin kuvvetlerinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaatlerinden gelmektedir.

- Türkler zekidirler ve kendilerini müsbet yolda idare edecek liderleri sahip oldukları müddetçede çalışkandırlar.

- Gayet kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duguları da an&#039;anelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarından, selabetindendir.

- Türkler de önce itaat duygularını kırmak ve manevi bağlarını yok etmek, dini menfaatlerini zaafa uğratmak icab eder. Bunun da en kısa yolu milli ve manevi an&#039;anelerine uymayan yabancı fikir ve davranışları onlara aşılamaktır.

- Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna manidir. Eğer geçici bir süre görünürde kuvvet ve kudret verse de Türkler dış yardıma alıştırılmalıdır.

- Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden çok kudretli gören kalabalık ve hakim güçler karşısında zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve Türklerin üstün maddi vasıflarla yıkmak mümkün olacaktır.

- Bu sebeple Osmanlı Devletini tasviye için sadece savaş meydanlarındaki zaferler kafi değildir. Hatta sadece bu yolda yürümek Türklerin haysiyet ve vakarlarını harekete geçireceğinden hakikatleri anlamalarına da sebep olabilir. Yapılacak iş Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribatı tamamlamaktır...

VE ŞİMDİ BUNU YAPIYORLAR, NE ZAMAN UYANACAĞIZ?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>GRIGORIOS&#8217;UN GİZLİ MEKTUBUNDAKİ İTİRAF</p>
<p>Patrik Grigorios&#8217;un Rus Çarına gönderdiği ve patrikhanede saklanan bir mektubu vardır.. Rusya&#8217;nın İstanbul Büyükelçisi General Ignatiyef, bu mektubu Grigorios idam edildikten yıllar sonra Patrik Yermanos da görür. Grigorios bu mektubunda Türk milletinin vasaflarını ve onların hangi hile ve vesiselerle bozulabiliceğini yazmıştır. General İgnatiyef de hatıratında bu tespitlere iştirak ettiğini zaten doğruluğununda yavaş yavaş ortaya çıktığını yazmaktadır.</p>
<p>İşte gelecek nesillerimize aktarmamız icap eden vasıflar:</p>
<p>- Türkleri maddeden ezmek ve yıkmak mümkün değildir, çünkü Türkler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrur ve izzeti nefs sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, an&#8217;anelerinin kuvvetlerinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaatlerinden gelmektedir.</p>
<p>- Türkler zekidirler ve kendilerini müsbet yolda idare edecek liderleri sahip oldukları müddetçede çalışkandırlar.</p>
<p>- Gayet kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duguları da an&#8217;anelerine olan bağlılıklarından, ahlaklarından, selabetindendir.</p>
<p>- Türkler de önce itaat duygularını kırmak ve manevi bağlarını yok etmek, dini menfaatlerini zaafa uğratmak icab eder. Bunun da en kısa yolu milli ve manevi an&#8217;anelerine uymayan yabancı fikir ve davranışları onlara aşılamaktır.</p>
<p>- Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna manidir. Eğer geçici bir süre görünürde kuvvet ve kudret verse de Türkler dış yardıma alıştırılmalıdır.</p>
<p>- Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden çok kudretli gören kalabalık ve hakim güçler karşısında zafere götüren asıl kudretleri sarsılacak ve Türklerin üstün maddi vasıflarla yıkmak mümkün olacaktır.</p>
<p>- Bu sebeple Osmanlı Devletini tasviye için sadece savaş meydanlarındaki zaferler kafi değildir. Hatta sadece bu yolda yürümek Türklerin haysiyet ve vakarlarını harekete geçireceğinden hakikatleri anlamalarına da sebep olabilir. Yapılacak iş Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribatı tamamlamaktır&#8230;</p>
<p>VE ŞİMDİ BUNU YAPIYORLAR, NE ZAMAN UYANACAĞIZ?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>HAYAL tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2066</link>
		<dc:creator>HAYAL</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2007 20:20:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2066</guid>
		<description>selam öncelikle tunç. bu siteyi ilk defa görüyorum, açıkçası sadece bir raslantı. yazdıklarınızı şöyle bir gözden geçirdim, gerçekten okunmaya değer buldum.

haklı olduğunuz çok konu var ama benim en çok ilgimi çeken yabancı kelimelerin türkçeden daha fazla kullanılması yönünde. bundan çok fazla rahatsızlık duyuyordum. açıkçası bu fikri benimseyen birirlerinin olaması da gerçekten çok hoşuma gitti.

hani bir söz vardır BİR ÜLKEYİ PARÇALAMAK İSTİYORSANIZ ONLARA DİLLERİNİ BOZMAKTAN BAŞLAYABİLİRSİNİZ. bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyorum.

söyledikleriniz gerçekten düşünülmesi gerekenler. zamanla batılıdan dahada batılı olacağız ve bu çok üzüntü verici bir tablo.

yorumları da okudum, geneli size hak veriyo ama bazıları da bunun çokta önemli olmadığını vurgulamış. ehemmiyeti zaman gelince göreceğiz diyeceğim ama inşallah o günler gelmez de insanlar kendilerine bir çeki düzen verirler.

payaştığın için bu önemli konuyu teşekkür ediyorum sana. yazılarının devamını bekliyorum...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>selam öncelikle tunç. bu siteyi ilk defa görüyorum, açıkçası sadece bir raslantı. yazdıklarınızı şöyle bir gözden geçirdim, gerçekten okunmaya değer buldum.</p>
<p>haklı olduğunuz çok konu var ama benim en çok ilgimi çeken yabancı kelimelerin türkçeden daha fazla kullanılması yönünde. bundan çok fazla rahatsızlık duyuyordum. açıkçası bu fikri benimseyen birirlerinin olaması da gerçekten çok hoşuma gitti.</p>
<p>hani bir söz vardır BİR ÜLKEYİ PARÇALAMAK İSTİYORSANIZ ONLARA DİLLERİNİ BOZMAKTAN BAŞLAYABİLİRSİNİZ. bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyorum.</p>
<p>söyledikleriniz gerçekten düşünülmesi gerekenler. zamanla batılıdan dahada batılı olacağız ve bu çok üzüntü verici bir tablo.</p>
<p>yorumları da okudum, geneli size hak veriyo ama bazıları da bunun çokta önemli olmadığını vurgulamış. ehemmiyeti zaman gelince göreceğiz diyeceğim ama inşallah o günler gelmez de insanlar kendilerine bir çeki düzen verirler.</p>
<p>payaştığın için bu önemli konuyu teşekkür ediyorum sana. yazılarının devamını bekliyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>emin tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2065</link>
		<dc:creator>emin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 16:35:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2065</guid>
		<description>Türkçemizi lütfen ezdirmeyelim kimseye vermeyelim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçemizi lütfen ezdirmeyelim kimseye vermeyelim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Canan tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2064</link>
		<dc:creator>Canan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 13:59:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2064</guid>
		<description>Annemin bana küçüklüğümde söyleyipte unutamadığım bir cümlesi vardır.. &quot;Bildiğin sana, öğrendiğin bana&quot; derdi. Yabancıların bizlere yaptığı da bu değil mi?

Bildikleri şeyi zaten biliyorlar ama bilmeyenlere öğretiyorlar, bu öğreticilik belli bir süre sonra herkes bunu bilmeli egolarıyla şişip dünyayı sarıyor.

Peki biz bu öğreticilikte hangi sıradayız ?

Üreticiliği bile artık tüketiciliğe çevirecek şekilde tembelleşen insanlar çoğalmaya başlayarak, kendi fikrini bile kendinden saklayıp ; iletişimsizlik sorunu yaşayarak ve hep yapılmış ürünlerin üzerinden ismini, rengini değiştirerek bunu da biz yaptık diye insanlarımıza sunan bir anlayışla mı?... Öğreticilikten çok, ne kadar hazırcı konumunda olduğumuz belliyken mi(?!)..

***

Şunu da belirtmek isterim ki &quot;evet&quot; yerine &quot;ewıt&quot; gibi kullanımlara karşı çıkarken aslında o kelimenin geçtiği yere göre yüzümüzde tebessüm belirdiğini de farkedenler olmuştur. Oradaki amaç(ların) yüz ifadesinin o duygu şekline girip sanal ortamda karşısındaki insana o duyguyu hissettirmesidir.. Burada altı çizilecek kısım bunu sürekli kullanıp sivilde de aynı şekilde espri mahiyetinde de olsa gerçek kalıba sokulmamasıdır!

***

Ancak en can alıcısı da şu ki; zekasını kullanan insanlar zengin olup: &quot;zenginin malı züğürdün çenesini yorar&quot; diye hayıflanıyoruz.
Bunun için de ülkemiz bize sunulan hem eşsiz güzel bir nimet (ama aklımızı kullanırsak) hem de geriye sahip olamayacağımız bir hazinedir.

Dışarıdaki adamlar işini biliyor diye onlara gözümüz kapalı kanarsak bir şekilde özvarlıklarımız yitip gider, şayet o marka takıntısı diye değişik adlar değişik tadlar vs.. Bunları ülkemizde görmekte bir bakıma dünyanın ülkemizde ayağımıza kadar gelmesi demek. Bunların belli bir sınırları kotaları olursa ve üreticilikte de biz ilerleyebilirsek çokta uzaklara gitmeye gerek kalmaz..

ve;

En temel konu üreticiliğimizi artırmaktan geçiyor. İlla yabancı markaların adı var demeyecek, kendi ürünlerimizi gönül rahatlığı ile dünyaya duyuracağımız zamanların sıkça görüleceği günleri umut ediyorum.

Yorum yapan herkese ve Tunç abiye sevgilerimi gönderiyorum.

Yorumumda kesin bozukluklar olmuştur çünkü siteyi incelemekten epey bir vakit geçirip en sonunda illa (marka takıntısına dönmüş gibi oldum ama) bir yorum yapayım diye uğraşırken düzensiz yazımdan dolayı özür dilerim :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Annemin bana küçüklüğümde söyleyipte unutamadığım bir cümlesi vardır.. &#8220;Bildiğin sana, öğrendiğin bana&#8221; derdi. Yabancıların bizlere yaptığı da bu değil mi?</p>
<p>Bildikleri şeyi zaten biliyorlar ama bilmeyenlere öğretiyorlar, bu öğreticilik belli bir süre sonra herkes bunu bilmeli egolarıyla şişip dünyayı sarıyor.</p>
<p>Peki biz bu öğreticilikte hangi sıradayız ?</p>
<p>Üreticiliği bile artık tüketiciliğe çevirecek şekilde tembelleşen insanlar çoğalmaya başlayarak, kendi fikrini bile kendinden saklayıp ; iletişimsizlik sorunu yaşayarak ve hep yapılmış ürünlerin üzerinden ismini, rengini değiştirerek bunu da biz yaptık diye insanlarımıza sunan bir anlayışla mı?&#8230; Öğreticilikten çok, ne kadar hazırcı konumunda olduğumuz belliyken mi(?!)..</p>
<p>***</p>
<p>Şunu da belirtmek isterim ki &#8220;evet&#8221; yerine &#8220;ewıt&#8221; gibi kullanımlara karşı çıkarken aslında o kelimenin geçtiği yere göre yüzümüzde tebessüm belirdiğini de farkedenler olmuştur. Oradaki amaç(ların) yüz ifadesinin o duygu şekline girip sanal ortamda karşısındaki insana o duyguyu hissettirmesidir.. Burada altı çizilecek kısım bunu sürekli kullanıp sivilde de aynı şekilde espri mahiyetinde de olsa gerçek kalıba sokulmamasıdır!</p>
<p>***</p>
<p>Ancak en can alıcısı da şu ki; zekasını kullanan insanlar zengin olup: &#8220;zenginin malı züğürdün çenesini yorar&#8221; diye hayıflanıyoruz.<br />
Bunun için de ülkemiz bize sunulan hem eşsiz güzel bir nimet (ama aklımızı kullanırsak) hem de geriye sahip olamayacağımız bir hazinedir.</p>
<p>Dışarıdaki adamlar işini biliyor diye onlara gözümüz kapalı kanarsak bir şekilde özvarlıklarımız yitip gider, şayet o marka takıntısı diye değişik adlar değişik tadlar vs.. Bunları ülkemizde görmekte bir bakıma dünyanın ülkemizde ayağımıza kadar gelmesi demek. Bunların belli bir sınırları kotaları olursa ve üreticilikte de biz ilerleyebilirsek çokta uzaklara gitmeye gerek kalmaz..</p>
<p>ve;</p>
<p>En temel konu üreticiliğimizi artırmaktan geçiyor. İlla yabancı markaların adı var demeyecek, kendi ürünlerimizi gönül rahatlığı ile dünyaya duyuracağımız zamanların sıkça görüleceği günleri umut ediyorum.</p>
<p>Yorum yapan herkese ve Tunç abiye sevgilerimi gönderiyorum.</p>
<p>Yorumumda kesin bozukluklar olmuştur çünkü siteyi incelemekten epey bir vakit geçirip en sonunda illa (marka takıntısına dönmüş gibi oldum ama) bir yorum yapayım diye uğraşırken düzensiz yazımdan dolayı özür dilerim :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>aytac tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2063</link>
		<dc:creator>aytac</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2007 18:55:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2063</guid>
		<description>Elinize sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elinize sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Uğur Çelebi tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2062</link>
		<dc:creator>Uğur Çelebi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Aug 2007 20:50:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2062</guid>
		<description>Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Kendi mantığı içerisinde de oldukça tutarlı ve düzgün görünüyor. Biraz da içine milliyetçilik, halk, ulus gibi kavramlar karıştırıldığında da cazibesinden geçilmez bir kıvam alıyor.

Ben de kendince Türçe&#039;yi iyi kullananlardanımdır. Aynı zamanda reklamcıyımdır ve firmalara o yabancı isimleri uygun gören insanlar arasındayımdır.

Gelişmemiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin gerçeğidir bu durum. &quot;Eskiye rağbet olsaydı&quot; mantığı çerçevesindeki bir durumdur. Gelişmemişlik te bir süre sonra &quot;eski&quot; olacaktır bazı insanlık için.

Herşey bir yere gidiyor gelişiyor ve genişliyor. Değişiyor... Bu gerçeğin karşısında ne kültürler dayanabilir, ne diller ne de başka herhangi birşey. Hatta ve hatta ulusal sınırlar dahi dayanamaz ve öyle de olacak. Bir nevi, uzaya ve dünyanın dönüşüne dur demek gibi bir durumdur bu kavramları sabitlemeye ve korumaya çalışmak.

Belli bazı güruhlar çıkacak, yöreselleşmeyi ve lokalleşmeyi de savunacak her zaman. Her zaman olmuştur ve olacaktır bu sorgulamalar.

Aslında pek zararı da yoktur endişenin ve emin olamamanın verdiği sorular ve süreçlerdir. Bizim gibi ülkelerde de tartışılmalıdır.

Ben olayı bir kaç basamak daha yukarı taşımak istiyorum.

Şu 2023 ü 5000 yapalım ne dersiniz ? ya da 100.000.
Yapay zekalar, ışınlanmalar, telepatiler, belki de uzaylılar, uzay kolonileri, belki &quot;internet&quot; değil &quot;spacenet&quot;

Nereyi ve neyi koruyacağız o zaman ?

O zaman da gelişmişler ve gelişmemişler olacak...

Şu anda Türkiye&#039;yi ve Türkçe&#039;yi savunanlar, belki o zamanlar Dünyayı ve İngilizce&#039;yi; ve yine bazıları ise güneş sisteminde yaşamayı isteyecek... Şimdi kedi gibi yürüyen kızlar o zaman uzaylılar gibi uçmaya özenecek belki.

Bu durum kültürel bi deformasyon değildir. Bu doğaya ve gelişime ayak uydurmaya çalışmaktır. Ayrıca saçları yeşil, burnunda halkaları olan, pantolonu kıçından aşağıya düşmüş, garip yürüyüşlü insanların da Öztürkçe konuşması ne kadar mantıklı ve sağlıklı olabilir bu da ayrı bir tartışma konusudur.

Ama ortadaki ana başlık gelişim ve buna bağlı değişimdir. Yöntemleri üzerinde tartışmak bence daha mantıklı ve akılcıl olacaktır...

Bu arada Atatürk, Konficyus, Göte, Freud, Aristo, Socrates, Plato v.b. kişiler, bildiğim kadarıyla tanrı değildir... Söyledikleri şeyler, bu gün ve yarınlar için geçerli olmayabilir. Bu da gayet normal bir durumdur. Yadırgamamak ve endişelenmemek laazımdır diye düşünüyorum.

Saygılar...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Kendi mantığı içerisinde de oldukça tutarlı ve düzgün görünüyor. Biraz da içine milliyetçilik, halk, ulus gibi kavramlar karıştırıldığında da cazibesinden geçilmez bir kıvam alıyor.</p>
<p>Ben de kendince Türçe&#8217;yi iyi kullananlardanımdır. Aynı zamanda reklamcıyımdır ve firmalara o yabancı isimleri uygun gören insanlar arasındayımdır.</p>
<p>Gelişmemiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin gerçeğidir bu durum. &#8220;Eskiye rağbet olsaydı&#8221; mantığı çerçevesindeki bir durumdur. Gelişmemişlik te bir süre sonra &#8220;eski&#8221; olacaktır bazı insanlık için.</p>
<p>Herşey bir yere gidiyor gelişiyor ve genişliyor. Değişiyor&#8230; Bu gerçeğin karşısında ne kültürler dayanabilir, ne diller ne de başka herhangi birşey. Hatta ve hatta ulusal sınırlar dahi dayanamaz ve öyle de olacak. Bir nevi, uzaya ve dünyanın dönüşüne dur demek gibi bir durumdur bu kavramları sabitlemeye ve korumaya çalışmak.</p>
<p>Belli bazı güruhlar çıkacak, yöreselleşmeyi ve lokalleşmeyi de savunacak her zaman. Her zaman olmuştur ve olacaktır bu sorgulamalar.</p>
<p>Aslında pek zararı da yoktur endişenin ve emin olamamanın verdiği sorular ve süreçlerdir. Bizim gibi ülkelerde de tartışılmalıdır.</p>
<p>Ben olayı bir kaç basamak daha yukarı taşımak istiyorum.</p>
<p>Şu 2023 ü 5000 yapalım ne dersiniz ? ya da 100.000.<br />
Yapay zekalar, ışınlanmalar, telepatiler, belki de uzaylılar, uzay kolonileri, belki &#8220;internet&#8221; değil &#8220;spacenet&#8221;</p>
<p>Nereyi ve neyi koruyacağız o zaman ?</p>
<p>O zaman da gelişmişler ve gelişmemişler olacak&#8230;</p>
<p>Şu anda Türkiye&#8217;yi ve Türkçe&#8217;yi savunanlar, belki o zamanlar Dünyayı ve İngilizce&#8217;yi; ve yine bazıları ise güneş sisteminde yaşamayı isteyecek&#8230; Şimdi kedi gibi yürüyen kızlar o zaman uzaylılar gibi uçmaya özenecek belki.</p>
<p>Bu durum kültürel bi deformasyon değildir. Bu doğaya ve gelişime ayak uydurmaya çalışmaktır. Ayrıca saçları yeşil, burnunda halkaları olan, pantolonu kıçından aşağıya düşmüş, garip yürüyüşlü insanların da Öztürkçe konuşması ne kadar mantıklı ve sağlıklı olabilir bu da ayrı bir tartışma konusudur.</p>
<p>Ama ortadaki ana başlık gelişim ve buna bağlı değişimdir. Yöntemleri üzerinde tartışmak bence daha mantıklı ve akılcıl olacaktır&#8230;</p>
<p>Bu arada Atatürk, Konficyus, Göte, Freud, Aristo, Socrates, Plato v.b. kişiler, bildiğim kadarıyla tanrı değildir&#8230; Söyledikleri şeyler, bu gün ve yarınlar için geçerli olmayabilir. Bu da gayet normal bir durumdur. Yadırgamamak ve endişelenmemek laazımdır diye düşünüyorum.</p>
<p>Saygılar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Emre Aydin tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2061</link>
		<dc:creator>Emre Aydin</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jul 2007 18:02:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2061</guid>
		<description>Merhaba, yazıyı çok beğendim.

Hiç unutmam liseye gidiyordum lise 2-3 zamanları işte bilirsiniz bir çok kişinin unutamadığı 4 arkadaştık. Öyle müthiş çalışkan, derslere giden insanlar değildik özellikle dilbilgisi derslerinde ki, hala tam olmadığımı söyleyebilirim.

Bir gün arkadaşlarımdan biri Prof Oktay Sinanoğlu&#039;nun kitabını önümüze koydu o gün anlamadığımız ve yapamadığımız dilin aslında önemini bilmiyor oluşumuzdan kaynaklanıyormuş. Hepimiz büyük bir heyecanla okumaya başladık tabi o zaman kadar da sürekli ingilizce romanlar okumaya çalışan hatta baya baya ilerletmiş olmamıza rağmen Türkçe dil yapısını bir türlü anlayamıyorduk. Meğer sorun bu dili hissetmeden bir şeyler öğrenmeye çalısıyormusuz. Oysa o kadar güzel bir dil ki bunun bir çoğunuz farkındadır.

Hatırladığım kadarı ile size bir kesit yazacağım Sn. Oktay Sinanoğlunun kitabından.

RAM bir bilgisayar terimi &quot;random access memory&quot; kelime türetme açısından kıt olan diller o şeyin baş harflerini alarak kısaltma yoluna giderlermiş ve asıl şaşırtıcı olan bunu anadili ingilizce olan bir yabancı köy insanına sorsanız bilmez durumdaymış.

Şimdi soruyorum bilgisayarla hiç mi hiç alakası olmayan bir yaşlı bulsak desek ki dedem bu bellek yani bilgisayarın hafızası bizi anlamayacak mıdır? Ben denedim gerçekten anlıyorlar.

Örneğin babama bilgisayar öğretiyorum ve ona ilk başta bizim farkında olmadan kullandığımız kelimelerle öğretmeye çalıştım nafile, bir akşam oturup olabildiğince Türkçe anlattım ve sonrasında dışarıda geçen şekliyle de öylece anlattım ve beni    çok daha iyi anladığının farkına vardım.

Aslında biz kendi sosyal ilişkilerimizi ve sosyal ilişkilerimiz içindeki samimiyeti yalınlıktan uzak herkeze göre değişiklik gösterebilecek dile sonradan dahil olmaya çalışan kelimelerle bitiyoruz.

Oysaki bir kelimenin kullanım yerine göre anlamı birdir. Artık sözlüklerde bu ne demek ya bu herif bana ne dedi demek istemiyorum.

Küçük bebeklere hadi amcaya baybay de demelerinden nefret ediyorum neden anlamıyorum anne ya da babaları ingiliz mi o yaştaki çoçuk baybay yerine hoşçakal veya güle güle dese daha şirin olmazmı.

Ülkemi seviyorum, dilimi seviyorum ve biliyorum ki kültürüm de dilimle var olacak.

Saygılarımla.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba, yazıyı çok beğendim.</p>
<p>Hiç unutmam liseye gidiyordum lise 2-3 zamanları işte bilirsiniz bir çok kişinin unutamadığı 4 arkadaştık. Öyle müthiş çalışkan, derslere giden insanlar değildik özellikle dilbilgisi derslerinde ki, hala tam olmadığımı söyleyebilirim.</p>
<p>Bir gün arkadaşlarımdan biri Prof Oktay Sinanoğlu&#8217;nun kitabını önümüze koydu o gün anlamadığımız ve yapamadığımız dilin aslında önemini bilmiyor oluşumuzdan kaynaklanıyormuş. Hepimiz büyük bir heyecanla okumaya başladık tabi o zaman kadar da sürekli ingilizce romanlar okumaya çalışan hatta baya baya ilerletmiş olmamıza rağmen Türkçe dil yapısını bir türlü anlayamıyorduk. Meğer sorun bu dili hissetmeden bir şeyler öğrenmeye çalısıyormusuz. Oysa o kadar güzel bir dil ki bunun bir çoğunuz farkındadır.</p>
<p>Hatırladığım kadarı ile size bir kesit yazacağım Sn. Oktay Sinanoğlunun kitabından.</p>
<p>RAM bir bilgisayar terimi &#8220;random access memory&#8221; kelime türetme açısından kıt olan diller o şeyin baş harflerini alarak kısaltma yoluna giderlermiş ve asıl şaşırtıcı olan bunu anadili ingilizce olan bir yabancı köy insanına sorsanız bilmez durumdaymış.</p>
<p>Şimdi soruyorum bilgisayarla hiç mi hiç alakası olmayan bir yaşlı bulsak desek ki dedem bu bellek yani bilgisayarın hafızası bizi anlamayacak mıdır? Ben denedim gerçekten anlıyorlar.</p>
<p>Örneğin babama bilgisayar öğretiyorum ve ona ilk başta bizim farkında olmadan kullandığımız kelimelerle öğretmeye çalıştım nafile, bir akşam oturup olabildiğince Türkçe anlattım ve sonrasında dışarıda geçen şekliyle de öylece anlattım ve beni    çok daha iyi anladığının farkına vardım.</p>
<p>Aslında biz kendi sosyal ilişkilerimizi ve sosyal ilişkilerimiz içindeki samimiyeti yalınlıktan uzak herkeze göre değişiklik gösterebilecek dile sonradan dahil olmaya çalışan kelimelerle bitiyoruz.</p>
<p>Oysaki bir kelimenin kullanım yerine göre anlamı birdir. Artık sözlüklerde bu ne demek ya bu herif bana ne dedi demek istemiyorum.</p>
<p>Küçük bebeklere hadi amcaya baybay de demelerinden nefret ediyorum neden anlamıyorum anne ya da babaları ingiliz mi o yaştaki çoçuk baybay yerine hoşçakal veya güle güle dese daha şirin olmazmı.</p>
<p>Ülkemi seviyorum, dilimi seviyorum ve biliyorum ki kültürüm de dilimle var olacak.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Deniz Konuş tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2060</link>
		<dc:creator>Deniz Konuş</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2007 00:00:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2060</guid>
		<description>Çok güzel bir konuya değinmişsiniz gerçekten.

Medeniyetleştirme ve batılılaştırma adı altında kimliğimizi, benliğimizi, Türklüğümüzü yok ediyor. İstiklal Marşımızda Mehmet Akif ne güzel demiş; &quot;Medeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar&quot; diye. Bu zaten pek çok şeyi açıklıyor olsa sanırım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok güzel bir konuya değinmişsiniz gerçekten.</p>
<p>Medeniyetleştirme ve batılılaştırma adı altında kimliğimizi, benliğimizi, Türklüğümüzü yok ediyor. İstiklal Marşımızda Mehmet Akif ne güzel demiş; &#8220;Medeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar&#8221; diye. Bu zaten pek çok şeyi açıklıyor olsa sanırım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>zengin gönül tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/comment-page-1/#comment-2059</link>
		<dc:creator>zengin gönül</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jun 2007 16:52:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/04/14/batinin-cagdas-uygarlik-duzeyini-gectik-mi-yoksa/#comment-2059</guid>
		<description>Bence Tunç bey çok doğru ve gerçekçi bir yorumda bulunmuş.

Beni üzen bu durumun düzelmesi için, yani özbenliğimizi yitirmememiz için elimizden fazla bir şey gelmemesi... Çünkü bu olay kişisel bir çaba ile çözülmez, toplumsal bir çaba lazım bence. Biraz da çözüm üretmeye çalışırsak fena olmaz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence Tunç bey çok doğru ve gerçekçi bir yorumda bulunmuş.</p>
<p>Beni üzen bu durumun düzelmesi için, yani özbenliğimizi yitirmememiz için elimizden fazla bir şey gelmemesi&#8230; Çünkü bu olay kişisel bir çaba ile çözülmez, toplumsal bir çaba lazım bence. Biraz da çözüm üretmeye çalışırsak fena olmaz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
