<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Denge ve Yaratıcılık yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 12:37:50 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: fatih bayraktar</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-15065</link>
		<dc:creator>fatih bayraktar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2010 15:08:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-15065</guid>
		<description>Saygıdeğer Tunç,

İnkaredilemez bir gerçeği paylaşmışsın. Bu, çoğu insanların içinde saklı tutuğu hatta bu duruma sık sık sinir oldukları bir gerçek. İnsanlar çevrelerine ya da iş hayatlarına seninde dediğin gibi uyum sağlamak için, nereden geldiği ve kimin geliştirdiği bilinmeyen olgulara karşı ödün vermek zorunda kalıyor. Kötü taraf ise insanlar  bu ödün vermeyi bir hayat biçimi, kaliteli bir hayta biçimi olarak görmeleri.

İnsanların içten içe düzene, dengeye, uyuma küfür ettiklerini çok iyi biliyorum.  Etmek istedikleri küfürü nereye kime etmeleri gerektiğini  bilmediklerini de biliyorum. Bu da koskocaman bi boşluk yartıyor ve insanlar, bu güzelim  hayatın iyi bir ev, iyi bir arabadan ibaret olduğunu düşünmelerine sebeb oluyor. 

Bunların hepsi de, bence denge ve düzen adı altında oluyor. Ama bu insanların bilmedikleri bişey var. Ya da onlara kötü birşey olarak benimsetilip öğrenmelerine izin verilmeyen bir şey.. Düzensizlik... Bunu şöyle açıklıyayım:

Ben sinema tv öğrencisiyim. Geçen yıllarda hocalarımızdan birisi bizden entropi ve dengeyi konu edinen bir kısa film çekmemizi istedi. Bunun üzerine biraz araştırma yaptıktan sonra şöyle birşeye kanaat getirdim. Bizim de içinde bulunduğumuz hayat dahil kainatın tümü düzensizliğin eline teslim edilmiş durumda. Şu şekilde ki:

Düzensizliği bir insan olarak algılayın biz dahil bütün herşey aslında onun için yapıldığını düşünün. Buradan yola çıkarak herşeyde düzensizliğin var olduğunu düşünebiliriz. Bir iki örnek vericem sizler de çevrenizde bunun gibi örnekler algılayabilirsiniz.

Herhangi bir şeyden faydalanmak için düzensizliğe ihtiyacımız vardır. Çok güzel bir yatak düşünün. Çok güzel bir şekilde temizlenip düzenlenmiş. Eğer temizliği ve düzeni bozulmasın dersek o yatağa yatamayız. Böylece yataktan faydalanamayız. Ama o yatak yatılmak için yapılmıştır. Yatmak da yatağın düzenin bozulmasına sebeb olacağından, ondan faydalanmak için düzensizliğe ihtiyacımız vardır.

Diğer bir örnek ise gene ev ortamından olsun. Bir evin içi haftanın belli günlerinde düzenlenir. Ya da sürekli düzenlenir. Bu sitemin hangi aralıklarda döndüğünü bilmiyorum. öğrenci olduğum için:).

Ne diyorduk sürekli düzenlenir. Burada dikkat edilmesi gereken aslında o evde yaşayan kişinin tertipli düzenli olması değildir. Dikkat edilmesi gereken, eşyalar ne kadar düzenlenirse düzenlensin belli bir süreden sonra tekrar düzenlenmesi gerektiğidir. Burada sanki yaratılmış sistemin bir kanunuymuş gibi düzensizliğe gidiş vardır. (tüm müdahalelere rağmen)...:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Saygıdeğer Tunç,</p>
<p>İnkaredilemez bir gerçeği paylaşmışsın. Bu, çoğu insanların içinde saklı tutuğu hatta bu duruma sık sık sinir oldukları bir gerçek. İnsanlar çevrelerine ya da iş hayatlarına seninde dediğin gibi uyum sağlamak için, nereden geldiği ve kimin geliştirdiği bilinmeyen olgulara karşı ödün vermek zorunda kalıyor. Kötü taraf ise insanlar  bu ödün vermeyi bir hayat biçimi, kaliteli bir hayta biçimi olarak görmeleri.</p>
<p>İnsanların içten içe düzene, dengeye, uyuma küfür ettiklerini çok iyi biliyorum.  Etmek istedikleri küfürü nereye kime etmeleri gerektiğini  bilmediklerini de biliyorum. Bu da koskocaman bi boşluk yartıyor ve insanlar, bu güzelim  hayatın iyi bir ev, iyi bir arabadan ibaret olduğunu düşünmelerine sebeb oluyor. </p>
<p>Bunların hepsi de, bence denge ve düzen adı altında oluyor. Ama bu insanların bilmedikleri bişey var. Ya da onlara kötü birşey olarak benimsetilip öğrenmelerine izin verilmeyen bir şey.. Düzensizlik&#8230; Bunu şöyle açıklıyayım:</p>
<p>Ben sinema tv öğrencisiyim. Geçen yıllarda hocalarımızdan birisi bizden entropi ve dengeyi konu edinen bir kısa film çekmemizi istedi. Bunun üzerine biraz araştırma yaptıktan sonra şöyle birşeye kanaat getirdim. Bizim de içinde bulunduğumuz hayat dahil kainatın tümü düzensizliğin eline teslim edilmiş durumda. Şu şekilde ki:</p>
<p>Düzensizliği bir insan olarak algılayın biz dahil bütün herşey aslında onun için yapıldığını düşünün. Buradan yola çıkarak herşeyde düzensizliğin var olduğunu düşünebiliriz. Bir iki örnek vericem sizler de çevrenizde bunun gibi örnekler algılayabilirsiniz.</p>
<p>Herhangi bir şeyden faydalanmak için düzensizliğe ihtiyacımız vardır. Çok güzel bir yatak düşünün. Çok güzel bir şekilde temizlenip düzenlenmiş. Eğer temizliği ve düzeni bozulmasın dersek o yatağa yatamayız. Böylece yataktan faydalanamayız. Ama o yatak yatılmak için yapılmıştır. Yatmak da yatağın düzenin bozulmasına sebeb olacağından, ondan faydalanmak için düzensizliğe ihtiyacımız vardır.</p>
<p>Diğer bir örnek ise gene ev ortamından olsun. Bir evin içi haftanın belli günlerinde düzenlenir. Ya da sürekli düzenlenir. Bu sitemin hangi aralıklarda döndüğünü bilmiyorum. öğrenci olduğum için:).</p>
<p>Ne diyorduk sürekli düzenlenir. Burada dikkat edilmesi gereken aslında o evde yaşayan kişinin tertipli düzenli olması değildir. Dikkat edilmesi gereken, eşyalar ne kadar düzenlenirse düzenlensin belli bir süreden sonra tekrar düzenlenmesi gerektiğidir. Burada sanki yaratılmış sistemin bir kanunuymuş gibi düzensizliğe gidiş vardır. (tüm müdahalelere rağmen)&#8230;:)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Zafer AKALIN</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-11096</link>
		<dc:creator>Zafer AKALIN</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 20:16:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-11096</guid>
		<description>Dengesizlik! Aslında bu kavram hayatın kendisini anlatıyor, evreni. Herşey ahenk içinde belli bir dengeye sahip gibi görünse de aslında biri diğerinin kurallarını alt üst ederken denge aramak akıllıca olmasa gerek, örneğin özgürlük, benim özgürlüğüm seninkini, senin özgürlüğün benimkini kısıtlıyorsa ve kuşkusuz özgürlük gerekliyse denge aramak akıllıca değil ama her nedense toplumlarda dengesizlik akıllıca değil şeklinde kabül görmüş.

   İşe başvurmak, bu kabul edilebilir birşey bile değil benim için, sizin için ne anlama geldiğini bilemem ama eğer ben bir iş yapacaksam bu ya kendi işim olmalı yada iş bana başvuru yapmalı aksini kendime saygısızlık olarak kabul ederim. Üretebiliyorum, bu ülke üretebilenlere düşman olsa da üretebiliyorsam ya işimi yapacağım ya da iş bana gelecek.

   Bir gün Akşam gazetesi İzmir matbaa sorumlusu ile tartışıyorum, diyorum ki bazı prensiplerim var, bunlardan ödün vermem, açık ve net bir cümle, adam bana cevaben marlboro içersin prensip meselesidir, otobüse dolmuşa binmezsin taksiye binersin prensip meselesidir (!) böyle ahmakça bir fikir onunki işte, prensibin ne anlama geldiğini bilmiyor ama iş başvurusu yapıyor, üstelik işe alınıyor ve çalışıyor! Demek ki ben başvuracak kadar ahmak değilim.

   2007 yılı haziran ya da temmuz ayı, bir partiden İzmir M. V. adayıyım. Adayı olduğum parti genel başkanı ve 24 İzmir adayı otobüste bir yöne doğru yolculuk yapıyoruz, genel başkan adaylarla teker teker sohbet ediyor, Allahım yalakalıkları görün, vay İzmir&#039;de şöyleyiz, vay böyleyiz bu kadar olur 24 adayın biri başkanın kendi, diğeri ben kalan 22 aday aynı şekilde konuştular ve denge sağlamış oldular :) (!) İşte denge, seçenle seçilen arasındaki uçurum da ters bir denge herhalde. Dengesizlik aslında doğallıktır, olduğun gibi davranmaktır dengesizlik!

   Hayatımda dengeli bir adam görmedim başarmış olsun. Boşverin toplumun kurallarına uyum sağlamayı, kendi kurallarınızı ortaya koyun ve onlara uyun, eğer mutlu değilseniz bilin ki toplum kurallarına ayak uyduracağım derken çok fazla eğilip bükülüyorsunuzdur. Şunu da unutmayın ki toplumda kurallar da birileri istediği için o şekilde oluşur, toplumu yönlendiren birileri de vardır ve onlar kendi kurallarını ortaya koyup kalabalık kitlelere kabul ettirenlerdir. Ayrı bir açıdan bakacak olursak, coğrafyasının neredeyse her cm2 si düşman işgali altında kalmış bir adamın onu kurtarma planlarıyla ortaya çıkması, dünyanın büyük bir bölümünün kabul edip inandığı bir şey varken yeni bir versiyon tebliğ etmek ve eskisinin hükmünün sona erdiğini söyleyerek bunu kalabalık kitlelere kabul ettirmek, islamcı bir maskenin altında gayri müslim hareketlerde bulunmak ve bunu millete islam diye yutturarak kalabalık kitleleri arkandan sürüklemek akıllıca kabul edilebilecek ve dengeli birinin yapabileceği şeyler olmasa gerek!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dengesizlik! Aslında bu kavram hayatın kendisini anlatıyor, evreni. Herşey ahenk içinde belli bir dengeye sahip gibi görünse de aslında biri diğerinin kurallarını alt üst ederken denge aramak akıllıca olmasa gerek, örneğin özgürlük, benim özgürlüğüm seninkini, senin özgürlüğün benimkini kısıtlıyorsa ve kuşkusuz özgürlük gerekliyse denge aramak akıllıca değil ama her nedense toplumlarda dengesizlik akıllıca değil şeklinde kabül görmüş.</p>
<p>   İşe başvurmak, bu kabul edilebilir birşey bile değil benim için, sizin için ne anlama geldiğini bilemem ama eğer ben bir iş yapacaksam bu ya kendi işim olmalı yada iş bana başvuru yapmalı aksini kendime saygısızlık olarak kabul ederim. Üretebiliyorum, bu ülke üretebilenlere düşman olsa da üretebiliyorsam ya işimi yapacağım ya da iş bana gelecek.</p>
<p>   Bir gün Akşam gazetesi İzmir matbaa sorumlusu ile tartışıyorum, diyorum ki bazı prensiplerim var, bunlardan ödün vermem, açık ve net bir cümle, adam bana cevaben marlboro içersin prensip meselesidir, otobüse dolmuşa binmezsin taksiye binersin prensip meselesidir (!) böyle ahmakça bir fikir onunki işte, prensibin ne anlama geldiğini bilmiyor ama iş başvurusu yapıyor, üstelik işe alınıyor ve çalışıyor! Demek ki ben başvuracak kadar ahmak değilim.</p>
<p>   2007 yılı haziran ya da temmuz ayı, bir partiden İzmir M. V. adayıyım. Adayı olduğum parti genel başkanı ve 24 İzmir adayı otobüste bir yöne doğru yolculuk yapıyoruz, genel başkan adaylarla teker teker sohbet ediyor, Allahım yalakalıkları görün, vay İzmir&#8217;de şöyleyiz, vay böyleyiz bu kadar olur 24 adayın biri başkanın kendi, diğeri ben kalan 22 aday aynı şekilde konuştular ve denge sağlamış oldular :) (!) İşte denge, seçenle seçilen arasındaki uçurum da ters bir denge herhalde. Dengesizlik aslında doğallıktır, olduğun gibi davranmaktır dengesizlik!</p>
<p>   Hayatımda dengeli bir adam görmedim başarmış olsun. Boşverin toplumun kurallarına uyum sağlamayı, kendi kurallarınızı ortaya koyun ve onlara uyun, eğer mutlu değilseniz bilin ki toplum kurallarına ayak uyduracağım derken çok fazla eğilip bükülüyorsunuzdur. Şunu da unutmayın ki toplumda kurallar da birileri istediği için o şekilde oluşur, toplumu yönlendiren birileri de vardır ve onlar kendi kurallarını ortaya koyup kalabalık kitlelere kabul ettirenlerdir. Ayrı bir açıdan bakacak olursak, coğrafyasının neredeyse her cm2 si düşman işgali altında kalmış bir adamın onu kurtarma planlarıyla ortaya çıkması, dünyanın büyük bir bölümünün kabul edip inandığı bir şey varken yeni bir versiyon tebliğ etmek ve eskisinin hükmünün sona erdiğini söyleyerek bunu kalabalık kitlelere kabul ettirmek, islamcı bir maskenin altında gayri müslim hareketlerde bulunmak ve bunu millete islam diye yutturarak kalabalık kitleleri arkandan sürüklemek akıllıca kabul edilebilecek ve dengeli birinin yapabileceği şeyler olmasa gerek!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor! &#171; Keremeyupoglu&#39;s Blog</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-11013</link>
		<dc:creator>Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor! &#171; Keremeyupoglu&#39;s Blog</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2010 03:54:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-11013</guid>
		<description>[...] asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu deli eylemcinin adı; Hunter Campbell “Patch” [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu deli eylemcinin adı; Hunter Campbell “Patch” [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Fikir Atolyesi Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-10938</link>
		<dc:creator>Fikir Atolyesi Patch Adams: Anarşist Palyaço Doktor!</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 18:13:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-10938</guid>
		<description>[...] asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu deli eylemcinin adı; Hunter Campbell &#8220;Patch&#8221; Adams.  &#8220;Ölümün yanlış olan tarafı [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] asırdır işte bu rüyası uğruna çalışan bu deli eylemcinin adı; Hunter Campbell &#8220;Patch&#8221; Adams.  &#8220;Ölümün yanlış olan tarafı [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor!</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-8783</link>
		<dc:creator>Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor!</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 08:04:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-8783</guid>
		<description>[...] bir risk&#8221; haline getirecek. Yaratıcılıktan çok senden beklenilenin &#8220;denge&#8221; olduğunu öğrenmek uzun [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bir risk&#8221; haline getirecek. Yaratıcılıktan çok senden beklenilenin &#8220;denge&#8221; olduğunu öğrenmek uzun [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Fikir Atolyesi Bipolar mı, Yoksul Olmak mı?</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-5341</link>
		<dc:creator>Fikir Atolyesi Bipolar mı, Yoksul Olmak mı?</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 23:53:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-5341</guid>
		<description>[...] bipolar bir hastalık. &#8220;Hızlı yaşa genç öl&#8221; veya &#8220;bak yaratıcı şahsiyetler de bipolarmış&#8221; denemeyecek kadar ciddiye alınması gereken bir [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] bipolar bir hastalık. &#8220;Hızlı yaşa genç öl&#8221; veya &#8220;bak yaratıcı şahsiyetler de bipolarmış&#8221; denemeyecek kadar ciddiye alınması gereken bir [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: şenol</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-1929</link>
		<dc:creator>şenol</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2008 20:16:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-1929</guid>
		<description>hem toplum içinde huzurlu yaşayıp [dengeli olup], hem de nasıl benzerlerimizden sıyrılacağız? demişsiniz, zaten bu olması gereken şeyler benzerlerimizden sıyrılmak için farkedilmek için bunların farklı yönlerini denemeliyiz, mesela huzurlu olmanın farklı yönlerini deneyerek, dengeli olurken daha dikkatli olmak sadece farklı olmak o kadar??</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hem toplum içinde huzurlu yaşayıp [dengeli olup], hem de nasıl benzerlerimizden sıyrılacağız? demişsiniz, zaten bu olması gereken şeyler benzerlerimizden sıyrılmak için farkedilmek için bunların farklı yönlerini denemeliyiz, mesela huzurlu olmanın farklı yönlerini deneyerek, dengeli olurken daha dikkatli olmak sadece farklı olmak o kadar??</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Yeliz</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-1928</link>
		<dc:creator>Yeliz</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 20:11:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-1928</guid>
		<description>Yazinizin ana catisini olusturan arkadasinizin densizliginin yanisira daha yaratici birsey</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazinizin ana catisini olusturan arkadasinizin densizliginin yanisira daha yaratici birsey</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Duru</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-1927</link>
		<dc:creator>Duru</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 17:41:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-1927</guid>
		<description>Denge ve dengeli insanlarla ilgili fikirler sadece bir önyargı olabilir mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Denge ve dengeli insanlarla ilgili fikirler sadece bir önyargı olabilir mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: selahattin biçer</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/comment-page-1/#comment-1926</link>
		<dc:creator>selahattin biçer</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 19:47:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/03/19/denge-ve-yaraticilik/#comment-1926</guid>
		<description>Ne başarı son durak, ne de başarısızlık ilk durak.  İnsanın hayeleri de olabilir ama en güzeli ideallerini gerçekleştirmesi...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne başarı son durak, ne de başarısızlık ilk durak.  İnsanın hayeleri de olabilir ama en güzeli ideallerini gerçekleştirmesi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

