<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Ben Nasıl Yükseleceğim? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 02:31:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor! - Sorbize.com tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-8803</link>
		<dc:creator>Sen Terfi Beklerken, Onlar Facebook Profiline Bakıyor! - Sorbize.com</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 10:12:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-8803</guid>
		<description>[...] Şirkette hep başka departman veya bölümlere yatay geçiş zorlanmalı. Ne kadar çok farklı iş ve farklı kişilerle çalışılırsa bu deneyim o kadar [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Şirkette hep başka departman veya bölümlere yatay geçiş zorlanmalı. Ne kadar çok farklı iş ve farklı kişilerle çalışılırsa bu deneyim o kadar [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#187; Msn Yasak. İnternet Yasak. Bak Sevgili Patronum! &#124; KahkahaNet.Com tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-4654</link>
		<dc:creator>&#187; Msn Yasak. İnternet Yasak. Bak Sevgili Patronum! &#124; KahkahaNet.Com</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 09:44:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-4654</guid>
		<description>[...] Nasıl yükseleceğim konusunda da kafamın karışık olduğunu biliyorsun. [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Nasıl yükseleceğim konusunda da kafamın karışık olduğunu biliyorsun. [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sevinç Tartıcı tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1295</link>
		<dc:creator>Sevinç Tartıcı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2007 07:12:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1295</guid>
		<description>15 yıllık meslek yaşamım sonunda, üniversitede eğitimini aldığım işi; kesinlikle çok iyi yaptığım, çevremde kişisel bir hayran kitlem oluştuğu ve daha üst basamaklar için teklifler aldığım halde bir şey farkettim. Artık zevk almıyordum. Tatmin olmuyordum. Bu iş için gelinebilecek en üst noktaya gelmiştim. &lt;b&gt;Koltuk&lt;/b&gt; beni bu noktadan daha ileri götürmeyecek sadece birilerini yönetecektim.

Tam da o günlerde işyerimde mobbinge de maruz kalmaya başladım. Hatta sırf bu nedenle depresyona bile girdim. İşte o anda birden kafamda bir ampul yandı! &#039;&#039;ben ne yapıyorum?&#039;&#039; &#039;&#039;kendime bunu neden yapıyorum?&#039;&#039; &#039;&#039;neden gitmiyorum. Korkuyor muyum? evet ama ne olabilir ki? en fazla aç kalırım.&#039;&#039;

Arkama bile bakmadan istifa ettim ve gittim. Aylarca kiramı ödeyemedim. Allah razı olsun ev sahibim bir kere bile kapıma dayanmadı. Kredi kartlarım elimde patladı. 5 milyonla 2 hafta yaşadım. Ailem diplomalı mesleğimle ilgili bir sürü iş buldu bana ve baskı yaptılar. Dönmedim. Hala bir araya geldiklerinde bunu konuşup beni eleştirdiklerini biliyorum.

İlk iş yaptığım adam alacağım olan 11.5 milyarı beni bir yıl peşinde koşturdu ama vermedi. Bir şey kanıtlayamayacağım için sustum. (Allah ondan da razı olsun bana çok şey öğretti.) İşimi daha yasal hale getirmek ve bu gibi durumları engellemek için bir süre önce şirket kurdum.

15 yıldır yaptığım işi bırakmamın üzerinden de 2.5 yıl geçti. Ekonomik anlamda bir değişiklik olduğunu söyleyemem:) Ama inancımı bir gün bile kaybetmedim. Bir gün bile &#039;&#039;keşke&#039;&#039; demedim. Bir gün bile özlemedim o işi.

Çevrenizdeki benim baş tarafta anlattıklarıma benzer şeyler anlatan, kapana kısılmış, istemediği halde başka seçeneği olmadığını söyleyen insanlarla biraz konuşursanız aslında, son derece GARANTİCİ, bedel ödemek istemeyen, risk almaktan kaçan insanlar olduklarını görürsünüz.. Onlar için yapacak bir şey yok! Onlar sızlanmaktan hoşlanan, önerdiğiniz şeylere hep &#039;&#039;ama&#039;&#039; ile başlayan cümlelerle karşılık veren, zaman ve enerji hırsızı bir grup.

Ben gemilerimi yaktığımda çevremde  bana  umut verecek bir tane bile örnek yoktu. Şimdi ben varım!

O günlerde bana, &#039;&#039;PC nin başında değildim affedersin mesajını görmedim&#039;&#039; diyen bir msn arkadaşımın ne demek istediğini anlamadığımdan kız kardeşimi aramıştım: &#039;&#039;PC ne demek?&#039;&#039; diye :P

Oysa şimdi internet ortamında iş yapan bir şirketim var. İşimi kelimenin tam anlamıyla &#039;&#039;ağzımın suyu akarak&#039;&#039; yapıyor ve her gün aklınızın alamayacağı kadar çok şey öğreniyorum. 15 yıl boyunca ne iş mi yapmıştım :)

Hemşireydim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>15 yıllık meslek yaşamım sonunda, üniversitede eğitimini aldığım işi; kesinlikle çok iyi yaptığım, çevremde kişisel bir hayran kitlem oluştuğu ve daha üst basamaklar için teklifler aldığım halde bir şey farkettim. Artık zevk almıyordum. Tatmin olmuyordum. Bu iş için gelinebilecek en üst noktaya gelmiştim. <b>Koltuk</b> beni bu noktadan daha ileri götürmeyecek sadece birilerini yönetecektim.</p>
<p>Tam da o günlerde işyerimde mobbinge de maruz kalmaya başladım. Hatta sırf bu nedenle depresyona bile girdim. İşte o anda birden kafamda bir ampul yandı! &#8221;ben ne yapıyorum?&#8221; &#8221;kendime bunu neden yapıyorum?&#8221; &#8221;neden gitmiyorum. Korkuyor muyum? evet ama ne olabilir ki? en fazla aç kalırım.&#8221;</p>
<p>Arkama bile bakmadan istifa ettim ve gittim. Aylarca kiramı ödeyemedim. Allah razı olsun ev sahibim bir kere bile kapıma dayanmadı. Kredi kartlarım elimde patladı. 5 milyonla 2 hafta yaşadım. Ailem diplomalı mesleğimle ilgili bir sürü iş buldu bana ve baskı yaptılar. Dönmedim. Hala bir araya geldiklerinde bunu konuşup beni eleştirdiklerini biliyorum.</p>
<p>İlk iş yaptığım adam alacağım olan 11.5 milyarı beni bir yıl peşinde koşturdu ama vermedi. Bir şey kanıtlayamayacağım için sustum. (Allah ondan da razı olsun bana çok şey öğretti.) İşimi daha yasal hale getirmek ve bu gibi durumları engellemek için bir süre önce şirket kurdum.</p>
<p>15 yıldır yaptığım işi bırakmamın üzerinden de 2.5 yıl geçti. Ekonomik anlamda bir değişiklik olduğunu söyleyemem:) Ama inancımı bir gün bile kaybetmedim. Bir gün bile &#8221;keşke&#8221; demedim. Bir gün bile özlemedim o işi.</p>
<p>Çevrenizdeki benim baş tarafta anlattıklarıma benzer şeyler anlatan, kapana kısılmış, istemediği halde başka seçeneği olmadığını söyleyen insanlarla biraz konuşursanız aslında, son derece GARANTİCİ, bedel ödemek istemeyen, risk almaktan kaçan insanlar olduklarını görürsünüz.. Onlar için yapacak bir şey yok! Onlar sızlanmaktan hoşlanan, önerdiğiniz şeylere hep &#8221;ama&#8221; ile başlayan cümlelerle karşılık veren, zaman ve enerji hırsızı bir grup.</p>
<p>Ben gemilerimi yaktığımda çevremde  bana  umut verecek bir tane bile örnek yoktu. Şimdi ben varım!</p>
<p>O günlerde bana, &#8221;PC nin başında değildim affedersin mesajını görmedim&#8221; diyen bir msn arkadaşımın ne demek istediğini anlamadığımdan kız kardeşimi aramıştım: &#8221;PC ne demek?&#8221; diye :P</p>
<p>Oysa şimdi internet ortamında iş yapan bir şirketim var. İşimi kelimenin tam anlamıyla &#8221;ağzımın suyu akarak&#8221; yapıyor ve her gün aklınızın alamayacağı kadar çok şey öğreniyorum. 15 yıl boyunca ne iş mi yapmıştım :)</p>
<p>Hemşireydim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selçuk tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1294</link>
		<dc:creator>Selçuk</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2007 00:46:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1294</guid>
		<description>Bu siteyi seviyorum ;) İnsanları va hayatı seviyorum.

&quot;İyiler her zaman kazanır.&quot;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu siteyi seviyorum ;) İnsanları va hayatı seviyorum.</p>
<p>&#8220;İyiler her zaman kazanır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Demet tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1293</link>
		<dc:creator>Demet</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Feb 2007 21:26:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1293</guid>
		<description>Kimse kişiliğinden farklı davranamaz, yaptığı işi daha az iyi yaparak farkedilmeye çalışmaksa küçültücüdür.

Canına tak ettiyse, aldığı deneyimlerle başka yerde nasıl davranacağı haritası varsa elinde, gitsin bence.

&quot;Sen ne için hazırsan o da senin için hazırdır&quot;

Bir yapıp bin duyuranların başarı formulünü de uygulamak gerekebilir gitmeden, belki de bilmesi gereken herkes, onun nelerde iyi olduğunu bilmiyordur.

Etraftaki tüm entrikaların farkındalığı diye bir şey yoktur tabii ama ondan bir alttaki kılını kıpırdatmadan kısmetin kendisine gelmesini bekleyen kibir kumkumasının da o gittikten sonra daha kolay yükselmesi bir risktir. Bu noktada hedeflenmesi gereken yatay değil de, hafif -mümkünse tabii 45-60derecelik- modifiye yatay geçiştir.

Bu hem yeteneklerini ve çalışmasını daha iyi değerlendirmek, gerçek kaliteyi ortaya koymak ve o bir alttakine de sanal şamar anlamı taşır ki sanırım en tatmin edicisi de budur. Çıtayı bir adım daha yukarı çıkarıp, bu hafif yüksek irtifadan teklif gelmesini sağlamaksa -becerebilinirse- denenmesi gereken bir şeydir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kimse kişiliğinden farklı davranamaz, yaptığı işi daha az iyi yaparak farkedilmeye çalışmaksa küçültücüdür.</p>
<p>Canına tak ettiyse, aldığı deneyimlerle başka yerde nasıl davranacağı haritası varsa elinde, gitsin bence.</p>
<p>&#8220;Sen ne için hazırsan o da senin için hazırdır&#8221;</p>
<p>Bir yapıp bin duyuranların başarı formulünü de uygulamak gerekebilir gitmeden, belki de bilmesi gereken herkes, onun nelerde iyi olduğunu bilmiyordur.</p>
<p>Etraftaki tüm entrikaların farkındalığı diye bir şey yoktur tabii ama ondan bir alttaki kılını kıpırdatmadan kısmetin kendisine gelmesini bekleyen kibir kumkumasının da o gittikten sonra daha kolay yükselmesi bir risktir. Bu noktada hedeflenmesi gereken yatay değil de, hafif -mümkünse tabii 45-60derecelik- modifiye yatay geçiştir.</p>
<p>Bu hem yeteneklerini ve çalışmasını daha iyi değerlendirmek, gerçek kaliteyi ortaya koymak ve o bir alttakine de sanal şamar anlamı taşır ki sanırım en tatmin edicisi de budur. Çıtayı bir adım daha yukarı çıkarıp, bu hafif yüksek irtifadan teklif gelmesini sağlamaksa -becerebilinirse- denenmesi gereken bir şeydir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Selin Cebeci tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1292</link>
		<dc:creator>Selin Cebeci</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2006 22:44:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1292</guid>
		<description>Tunç selam, uykusuzluktan gözlerim kapanıyor ama bir çırpıda okudum yazıyı.. Yazın, insanı kendi iş hayatında yaşadıklarına ve gözlemlediklerine götürüp getiriyor...

Egosal takıntılar, iş hayatını şekillendiren en güçlü unsurlardan bence. Kendini yeterli görmeyen ve mevcut ilgi ve saygıyı mevkisine istinaden aldığını içten içe bilen yöneticilerin, onunla çalışan insanlarla beraber yükseleceğini unutup, onlarla psikolojik olarak savaşması bu bence...

Bu yüzden üniversite yıllarında başarılı iş kadınlarına, işlerini iyi yapmaları adına özenirken, şimdi önlerine çıkan şeylerden yılmadıkları ve iyi satranç oynadıkları için takdir ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tunç selam, uykusuzluktan gözlerim kapanıyor ama bir çırpıda okudum yazıyı.. Yazın, insanı kendi iş hayatında yaşadıklarına ve gözlemlediklerine götürüp getiriyor&#8230;</p>
<p>Egosal takıntılar, iş hayatını şekillendiren en güçlü unsurlardan bence. Kendini yeterli görmeyen ve mevcut ilgi ve saygıyı mevkisine istinaden aldığını içten içe bilen yöneticilerin, onunla çalışan insanlarla beraber yükseleceğini unutup, onlarla psikolojik olarak savaşması bu bence&#8230;</p>
<p>Bu yüzden üniversite yıllarında başarılı iş kadınlarına, işlerini iyi yapmaları adına özenirken, şimdi önlerine çıkan şeylerden yılmadıkları ve iyi satranç oynadıkları için takdir ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Canan tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1291</link>
		<dc:creator>Canan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2006 11:43:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1291</guid>
		<description>Ben Cuzo ile Zeynep Işıl&#039;ın fikirlerini birleştirerek bir şey söylemek istiyorum. İkisi de haklı bence. Kesinlikle yatay geçiş zaman kaybı.

Sen o kadar severek işini yap yap, sonra başka yere geç ve arkana bi bakmışsın senin &quot;çömez daha&quot; dediğin kişi müdür olsun orda. Hayalkırıklığı ve şirketten soğuma nedeni. Ve Zeynep Işıl&#039;ın dediği gibi biraz dikkat çekmek, kendi tarzında değişiklik yapmak daha mantıklı, çünkü şu anki durumda eminim bu arkadaşa o kadar güveniyorlar ki, ne yerini değiştirirler, ne de ondan şirket ya da yaptığı iş aleyhine bir şey beklerler. Bu fazla güven yapıyor işte müdürleri ya da yöneticileri böyle.

Yani sonuç olarak değişiklik şart!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Cuzo ile Zeynep Işıl&#8217;ın fikirlerini birleştirerek bir şey söylemek istiyorum. İkisi de haklı bence. Kesinlikle yatay geçiş zaman kaybı.</p>
<p>Sen o kadar severek işini yap yap, sonra başka yere geç ve arkana bi bakmışsın senin &#8220;çömez daha&#8221; dediğin kişi müdür olsun orda. Hayalkırıklığı ve şirketten soğuma nedeni. Ve Zeynep Işıl&#8217;ın dediği gibi biraz dikkat çekmek, kendi tarzında değişiklik yapmak daha mantıklı, çünkü şu anki durumda eminim bu arkadaşa o kadar güveniyorlar ki, ne yerini değiştirirler, ne de ondan şirket ya da yaptığı iş aleyhine bir şey beklerler. Bu fazla güven yapıyor işte müdürleri ya da yöneticileri böyle.</p>
<p>Yani sonuç olarak değişiklik şart!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>idil demet nakiboglu tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1290</link>
		<dc:creator>idil demet nakiboglu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Dec 2006 20:20:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1290</guid>
		<description>Bugün iş yerinden bedenimin üzerinde bir baş değilde, bomba ile çıkmıştım.

Halkalı&#039;nın yoğun trafiğinden eve Caddebostan&#039;a gelinceye kadar sakinleşmemiştim. Eve geldim, &#039;çıtayı yükseltmek&#039; ile ilgli bir sunum hazırlayacaktım ve karşıma o çok tanıdık, bir kaç kez konuşmasını dinlediğim sevgili dahi adam Tunç Kılınç&#039;ın  sitesi çıktı.

Önce konuk yazar diye düşündüm, sonra siteyi inceledim; bu onun sitesiydi ve tek kelimeyle süperrrr... Ohh be, yazılar süper, site süper, uyumam gerekli çünkü yine yarın aynı maraton var. Önce trafik, sonra 8:30&#039;da başlayan toplantı, sonra belki mola... Ama ben tüm siteyi şimdi bilgisayardan hiç kalkmadan okuyup, yalayıp yutmak istiyorum.

İkinci kezz ohhh beee,  teşekkürler...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün iş yerinden bedenimin üzerinde bir baş değilde, bomba ile çıkmıştım.</p>
<p>Halkalı&#8217;nın yoğun trafiğinden eve Caddebostan&#8217;a gelinceye kadar sakinleşmemiştim. Eve geldim, &#8216;çıtayı yükseltmek&#8217; ile ilgli bir sunum hazırlayacaktım ve karşıma o çok tanıdık, bir kaç kez konuşmasını dinlediğim sevgili dahi adam Tunç Kılınç&#8217;ın  sitesi çıktı.</p>
<p>Önce konuk yazar diye düşündüm, sonra siteyi inceledim; bu onun sitesiydi ve tek kelimeyle süperrrr&#8230; Ohh be, yazılar süper, site süper, uyumam gerekli çünkü yine yarın aynı maraton var. Önce trafik, sonra 8:30&#8242;da başlayan toplantı, sonra belki mola&#8230; Ama ben tüm siteyi şimdi bilgisayardan hiç kalkmadan okuyup, yalayıp yutmak istiyorum.</p>
<p>İkinci kezz ohhh beee,  teşekkürler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Zeynep Işıl tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1289</link>
		<dc:creator>Zeynep Işıl</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Dec 2006 15:25:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1289</guid>
		<description>&#039;Kurumsal hayat bir tiyatro, sahnenin önünde veya arkasında...&#039; esasında, &lt;strong&gt;&lt;strong&gt;hayat&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt; bir tiyatro (rahmetli anneannem böyle derdi, akşam olup perdeleri çekerken de ilave ederdi &quot; ve &quot;perde..&quot;)

O zaman bu hayat konulu oyunu gerçekten oyun gibi görmeliyiz bazı zamanlarda.  Ama bu &#039;oyun&#039;u strateji, yöntem vs gibi laflarla tanımlarsak iş ciddileşiyor nedense ve ağır bir yük oluyor. Dediğim gibi bazen gerçekten oyun oynamalıyız, aktörler/aktrisler gibi.

Uzatmayayım lafı, yatay geçiş önerdiğin arkadaşına söyle; biraz da kendinden zaten bekleneni değil de, hiç tarzı olmayan şeyleri yapsın. Tabiki şirketi batırsın demiyorum, mesela hazırladığı raporlar dediği kadar mükemmel olmasın, çalışırken yüzünde hep bi gülümseme olsun ve şarkı söylesin, ıslık çalsın, bazen hastalansın vs...

Aradaki farkı birileri anlar ve ne oluyor diye sorarlarsa demekki bazı şeyler fark edilebiliyor ama  eğer onu da fark etmezlerse, o işden ayrılsın bence, çünkü onu orada görmemezlikten geliyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Kurumsal hayat bir tiyatro, sahnenin önünde veya arkasında&#8230;&#8217; esasında, <strong></strong><strong>hayat</strong> bir tiyatro (rahmetli anneannem böyle derdi, akşam olup perdeleri çekerken de ilave ederdi &#8221; ve &#8220;perde..&#8221;)</p>
<p>O zaman bu hayat konulu oyunu gerçekten oyun gibi görmeliyiz bazı zamanlarda.  Ama bu &#8216;oyun&#8217;u strateji, yöntem vs gibi laflarla tanımlarsak iş ciddileşiyor nedense ve ağır bir yük oluyor. Dediğim gibi bazen gerçekten oyun oynamalıyız, aktörler/aktrisler gibi.</p>
<p>Uzatmayayım lafı, yatay geçiş önerdiğin arkadaşına söyle; biraz da kendinden zaten bekleneni değil de, hiç tarzı olmayan şeyleri yapsın. Tabiki şirketi batırsın demiyorum, mesela hazırladığı raporlar dediği kadar mükemmel olmasın, çalışırken yüzünde hep bi gülümseme olsun ve şarkı söylesin, ıslık çalsın, bazen hastalansın vs&#8230;</p>
<p>Aradaki farkı birileri anlar ve ne oluyor diye sorarlarsa demekki bazı şeyler fark edilebiliyor ama  eğer onu da fark etmezlerse, o işden ayrılsın bence, çünkü onu orada görmemezlikten geliyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mehmet Eskici tarafından</title>
		<link>http://www.fikiratolyesi.com/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/comment-page-1/#comment-1288</link>
		<dc:creator>Mehmet Eskici</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Dec 2006 07:05:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/12/11/ben-nasil-yukselecegim/#comment-1288</guid>
		<description>Yazıyı okuyunca kendimden de baya birşeyler buldum yazı içinde... Bunlar bazı satırlarda soru olarak geldi karşıma, bazı satırlarsa ise cevap olarak çıktı.

Kendimce tam profesyonel iş yaşamım 2002&#039;nin Kasım ayında başladı. Dışarıdan bakıldığında da sektörün büyüklerinden ve profesyonellerinden birinde başlamak benim için büyük gurur ve onurdu. Halen daha bu markanın altında olmanın verdiği gurur ve onuru yaşamıyor da değilim hani. Ancak bu denli işlerin içine derinlemesine girince profesyonellik nedir sorusunu sormaya başladım kendi kafamda... En azından bundan önceki düşüncelerim değişti, bunda kendimle hemfikirim.

Markayı düşünüyorum, sektörün devi ancak içerideki sizin tabirinizle İnsan Kaymaklarına bakıyorum, cidden inanılmaz. Lise çağını bitiren stajyer bir arkadaş iki gün sonra kadrolu personel olarak başlıyor. Bilgi ve beceresine bakıyorsunuz atandığı işte alakası yok, en azından umut var mı diye düşünüyorsunuz, hayır o da yok, peki ne var diyorsunuz? Torpil var, koltuk sevdası var.

Ben kendim üzerindeki kimseyi &quot;yöneticim&quot; olarak göremiyorum. Yönetici elemanını her koşulda destekler düşüncesindeyim. En azından desteklemesi gerekli, sadece iş konusunda baskıcı bir kişi benim açımdan yönetici değildir. İyi kötü her işinde elemanının yanında, yakınında olan kişi bence daha makbul.

İş yerinde belli bir kalıplaşma var. Daha eski girişli kişiler eskiyen bilgilerini güncellemeleri ve piyasada şu anki imkanlarında iş bulamayacaklarını bilmeleri nedeniyle kıllarını kıpırdatmıyor; &quot;bana dokunmayan yılan bin  yıl yaşasın&quot; diyorlar. Bir nevi koltuk sevdası. İş kariyerini yapacak da, bu yolda yükselecek olan da kişinin ta kendisi. Bir de fazlaca şansa ihtiyaç oluyor bu yolda...

Bir üst yönetici bölümüne artı masraf olacağı için kimsenin rütbesiyle oynamak istemiyor, çünkü maliyet kısmı kendisine etki edecek, o da işine gelmeyecek. Bu yola baş koyup çabalıyorsan da kullanacağın terim belli; &quot;ağlamayana meme yok&quot;... Bana da çok söylendi ama hiç içime sindiremedim. Ben işlerimi yapıyorsam ve bununla ilgili memnuniyetler benim yöneticime dosya dosya geliyorsa, ben neden daha ağlayayım. Ancak piyasa öyle bir hal almış durumdaki herkesin fazlası ile alternatifi var bu da doğal olarak &quot;beğenmiyorsan gidersin&quot; lafını yüzüne yemene sebep oluyor.

Firma ne kadar büyük olursa olsun, ne kadar profesyonel ya da kurumsal kimlikte olursa olsun, eğer ki bir tanıdığın varsa, işe girme yüzdesi artıyor. Eğer ki bu tanıdık mevkili makamlı bir yerdeyse, hele hele İnsan Kaymakları içindeyse Genel Müdürlük yolu bile size göz kırpar zamanla... Artık emeğe göre değer verilen kuruluş sayısı cidden çok az ve emeğine değer verilen kişiler de sanırım işin en prof kişileri.

Neyse ben de bu işlere baş koydum, yükseleceğim ve yeri zamanı geldiğinde paylaşacağım :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıyı okuyunca kendimden de baya birşeyler buldum yazı içinde&#8230; Bunlar bazı satırlarda soru olarak geldi karşıma, bazı satırlarsa ise cevap olarak çıktı.</p>
<p>Kendimce tam profesyonel iş yaşamım 2002&#8242;nin Kasım ayında başladı. Dışarıdan bakıldığında da sektörün büyüklerinden ve profesyonellerinden birinde başlamak benim için büyük gurur ve onurdu. Halen daha bu markanın altında olmanın verdiği gurur ve onuru yaşamıyor da değilim hani. Ancak bu denli işlerin içine derinlemesine girince profesyonellik nedir sorusunu sormaya başladım kendi kafamda&#8230; En azından bundan önceki düşüncelerim değişti, bunda kendimle hemfikirim.</p>
<p>Markayı düşünüyorum, sektörün devi ancak içerideki sizin tabirinizle İnsan Kaymaklarına bakıyorum, cidden inanılmaz. Lise çağını bitiren stajyer bir arkadaş iki gün sonra kadrolu personel olarak başlıyor. Bilgi ve beceresine bakıyorsunuz atandığı işte alakası yok, en azından umut var mı diye düşünüyorsunuz, hayır o da yok, peki ne var diyorsunuz? Torpil var, koltuk sevdası var.</p>
<p>Ben kendim üzerindeki kimseyi &#8220;yöneticim&#8221; olarak göremiyorum. Yönetici elemanını her koşulda destekler düşüncesindeyim. En azından desteklemesi gerekli, sadece iş konusunda baskıcı bir kişi benim açımdan yönetici değildir. İyi kötü her işinde elemanının yanında, yakınında olan kişi bence daha makbul.</p>
<p>İş yerinde belli bir kalıplaşma var. Daha eski girişli kişiler eskiyen bilgilerini güncellemeleri ve piyasada şu anki imkanlarında iş bulamayacaklarını bilmeleri nedeniyle kıllarını kıpırdatmıyor; &#8220;bana dokunmayan yılan bin  yıl yaşasın&#8221; diyorlar. Bir nevi koltuk sevdası. İş kariyerini yapacak da, bu yolda yükselecek olan da kişinin ta kendisi. Bir de fazlaca şansa ihtiyaç oluyor bu yolda&#8230;</p>
<p>Bir üst yönetici bölümüne artı masraf olacağı için kimsenin rütbesiyle oynamak istemiyor, çünkü maliyet kısmı kendisine etki edecek, o da işine gelmeyecek. Bu yola baş koyup çabalıyorsan da kullanacağın terim belli; &#8220;ağlamayana meme yok&#8221;&#8230; Bana da çok söylendi ama hiç içime sindiremedim. Ben işlerimi yapıyorsam ve bununla ilgili memnuniyetler benim yöneticime dosya dosya geliyorsa, ben neden daha ağlayayım. Ancak piyasa öyle bir hal almış durumdaki herkesin fazlası ile alternatifi var bu da doğal olarak &#8220;beğenmiyorsan gidersin&#8221; lafını yüzüne yemene sebep oluyor.</p>
<p>Firma ne kadar büyük olursa olsun, ne kadar profesyonel ya da kurumsal kimlikte olursa olsun, eğer ki bir tanıdığın varsa, işe girme yüzdesi artıyor. Eğer ki bu tanıdık mevkili makamlı bir yerdeyse, hele hele İnsan Kaymakları içindeyse Genel Müdürlük yolu bile size göz kırpar zamanla&#8230; Artık emeğe göre değer verilen kuruluş sayısı cidden çok az ve emeğine değer verilen kişiler de sanırım işin en prof kişileri.</p>
<p>Neyse ben de bu işlere baş koydum, yükseleceğim ve yeri zamanı geldiğinde paylaşacağım :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
